Stefan Engel, Gabi Fechtner, Monika Gärtner-Engel

Stefan Engel, Gabi Fechtner, Monika Gärtner-Engel

UKRAYNA SAVAŞI VE EMPERYALİST DÜNYA DÜZENİNİN AÇIK KRİZİ

Von RW-Redaktion

PDF

İçindekiler


UKRAYNA SAVAŞI VE EMPERYALİST DÜNYA DÜZENİNİN AÇIK KRİZİ

1. Ukrayna savaşı ve Üçüncü Dünya Savaşının akut tehlikesi

2. Emperyalist ülkelerin Üçüncü Dünya savaşını hazırlayan dış politikası

3. Faşizm ve savaşın karşılıklı etkileşimi

4. Dünya çapında ekonomik savaşa geçiş

5. Ukrayna savaşı küresel çevre felaketine geçişi hızlandırıyor

6. Oportünizmden sosyal-şovenizme geçiş

7. Emperyalist dünya sisteminin hızlanan istikrarsızlaşmasında yeni bir aşama

8. Üçüncü Dünya Savaşı'na karşı aktif direniş

1. Ukrayna savaşı ve Üçüncü Dünya Savaşının akut tehlikesi

NATO ve Rusya arasında yıllardır süren çekişme 24 Şubat 2022 tarihinde Rus askerlerinin Ukrayna'nın egemenlik sahasına yaptığı geniş çaplı saldırısıyla Avrupa'nın ortasında açık bir savaşa tırmandı. Aynı gün Yeşiller Partisine üye olan Almanya dış işleri bakanı Annalena Baerbock demagojik şekilde Rusya Cumhurbaşkanı Wladimir Putin'in “hezeyancı sanrılarının” savaşa sebep olduğunu beyan etti ve bunların „dünya topluluğu“ tarafından kabul edilemeyeceğini söyledi1. Almanya şansölyesi Olaf Scholz ise 27 Şubat 2022 tarihli açıklamasında savaşın „tek bir sebeple: Ukraynalıların özgürlüklerinin (Putin'in) kendi baskıcı rejimini sorguladığından dolayı“2 başlatıldığını söyledi. Putin ise bu savaştaki hedefinin „Ukrayna'yı askersizleştirmek ve nazilerden arındırmak“3 olduğu bahanesiyle saldırısını demagojik bir şekilde meşrulaştırmaya çalışıyor. Ancak bu açıklamaların ve savaşı meşrulaştırma çabalarının hiç biri olayın aslını yansıtmıyor: Bu savaş yeni emperyalist Rusya ve kapitalist Ukrayna arasında sürdürülen iki tarafın da haksız olduğu bir savaş. NATO ve onun başında olan ABD tarafından tetiklenen ve hızlandırılmış bir şekilde silahlandırılan Ukrayna devleti bu askeri ittifakı temsilen hareket ediyor. Ukrayna kendi güç elde etme amaçlarını gerçekleştirebilmek için AB ve NATO üyeliğini hedefliyor. Bu savaşın gerçek toplumsal nedeni, "etki alanlarının yeniden paylaşımını zorlayan emperyalist devletlerin eşitsiz ekonomik ve siyasi gelişmesinde" 4yatmaktadır. Savaşlar askeri bilimin klasiklerinden olan Carl von Clausewitz'e göre „politikanın başka araçlarla devamından başka bir şey değildir5. Bu nedenle „tüm savaşan güçlerin ve bütün dünyanın ekonomik yaşamının temellerine dayanan verileri birlikte ele alarak” 6 Ukrayna savaşına ve öncesine ilişkin araştırmak kaçınılmazdır.

Dünyanın yeniden paylaşımı için verilen mücadele

Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi'nin (COMECON) ve Sovyetler Birliği'nin sosyalemperyalist bir süper güç olarak 1990/1991 yıllarında dağılması birleşik bir dünya pazarının oluşmasına sebep oldu. Bu durum ise uluslararası kapitalist üretimin yeniden örgütlenmesine yol açtı. Dünyanın bu ekonomik ve siyasi yeni düzenlenme süreci o ana kadarki tüm emperyalist dünya düzenini kökten değiştirdi.7 Tüm emperyalist ülkeler ve dünyanın önde gelen uluslararası tekelleri yeni oluşan dünya pazarında üstünlüklerini sağlamak için amansız bir rekabete girdiler.

Bu arada Çin'de ve kalabalık nüfuslara sahip olan bir takım eski yeni-sömürge ülkelerde ulusal tekeller ve tekelci devlet kapitalizmi için tipik olan yapılar oluştu. Bu durum bir dizi yeni emperyalist ülkelerin ortaya çıkmasına neden oldu. Daha 2017 yılında en az 14 yeni emperyalist ülke vardı ve bu ülkelerde dünya nüfusunun yarısından fazlası yaşıyordu.8 Bu ülkeler her geçen gün ABD'nin, Japonya'nın ve AB ülkelerinin satış piyasaları ve etki alanları üzerindeki hakimiyetlerini ellerinden almaya başlıyordu. Bu ülkelerin bir kaçı bölgesel alanda emperyalist bir hegemonya kurmayı başardı. Bu özellikle Hindistan, Türkiye, Rusya, Güney Afrika, Suudi-Arabistan ve Brezilya gibi ülkeleri için geçerli. Bu devletlerin kendi emperyalist egemenlik vizyonları bulunuyor ve bu bağlamda hızlı bir şekilde büyüyen askeri güç organlarının dışında kamu oyunu manipüle edebilecek ideolojik-politik güç merkezlerini dünya çapında geliştiriyorlar. Bu durum tüm emperyalist hükumetlerin tehlikeli bir sağcılaşmasına yol açtı. Bunun 2010-2020 yılları arasındaki doruk noktası Donald Trump gibi bir faşistin ABD başkanı olmasıydı.

Üretimin ve ticaretin uluslararasılaşmasını sınıf mücadelesinin ve sosyal hareketlerin uluslararasılaşması takip etti. Büyüyen ve şu sırada aşağı yukarı 7469 milyon sanayi işçisine varan bir Uluslar arası sanayi proletaryası gelişti. Bu Uluslar arası sanayi proletaryası bundan sonra tüm dünyada önemli grevlere ve sınıf çatışmalarına önderlik etti. Aynı zamanda mücadeleci kadın, gençlik ve çevre hareketi bir çok ülkede yeniden bir yükseliş yaşadı ve demokratik hak ve özgürlükler için verilen mücadele gelişti.

Emperyalistler arasındaki rekabet 2020'den sonra özellikle 2018 yılında başlayan dünya ekonomik ve mali krizinin yıkıcı Korona pandemisiyle olan karşılıklı etkileşimiyle iyice kızıştı. Önceden tek süper güç olan ABD ekonomik ve politik açıdan bu süreçte belirgin bir şekilde gerilemiştir. Çin ise aynı dönemde ekonomik bir süper güce dönüştü ve ABD'nin başta gelen rolünü alıp ele geçirmeye hazırdı. Çin askeri ve siyasi alandada bu rolü almaya çalışıyor. Çin bu doğrultuda 2013 yılından beri devasa “Yeni İpek Yolu” projesini gerçekleştiriyor. ABD ve Çin arasında süren kıyasıya rekabet bu sırada emperyalistler arasındaki çelişkileri genel anlamda domine ediyor. Aynı zamanda emperyalistler arasındaki çelişkiler çok kutuplu10 bir şekilde gelişiyor. Avrupa Birliği'nin oluşturduğu emperyalist blok da git gide ABD ile, ama aynı zamanda Çin ile rekabete giriyor. Avrupa kıtasında AB ve Rusya siyasal egemenliği kazanan güç olmak için yarışıyorlar

Rusya yeni emperyalist bir güç olarak özel profilini bir yandan büyük fosil yakıt zenginlikleri üzerinde kuruyor. Öte yandan, dünyanın en büyük iki nükleer gücünden biri olarak sosyal-emperyalist Sovyetler Birliği döneminden arta kalan askeri gücünü muhafaza ediyor. 2008'den beri bu gücünü daha da geliştiriyor. Buna karşın Rusya halen ekonomik açıdan zayıf. Rusya'nın sanayi üretimi 2020'de Almanya'nın sanayi üretiminin yarısından daha azdı. Rus emperyalistler, bir Büyük-Rus süper güç kurma hayallerinin gerçekleşmesi için tek yolun eski Sovyet Cumhuriyetlerinin potansiyelini zapt etmek olduğunun farkındalar. Daha 1997 yılında eski ABD Güvenlik Danışmanı Brzezinski bu konuda şu ifadelerde bulunmuştu: “Ukrayna'yı katmadan Rusya bir Avrasya imparatorluğu olamaz.”11

En geç bu andan itibaren Ukrayna, emperyalistler arasındaki güç mücadelesinin odak noktası haline geldi. Hem ABD ve AB hem de Rusya Avrupa'daki etki alanlarını stratejik genişletme çabalarında Ukrayna'ya yoğunlaşıyorlar.

Rusya'nın emperyalist güç politikası

2014 yılında batılı devletler, Rusya yanlısı olan Yanukoviç hükümetinin yıkılmasını teşvik ettiler ve batı yanlısı olan Yatsenyuk hükümeti altında Ukrayna devleti AB ile işbirliğine girdi. Bu gelişme 2016'da AB-Ukrayna serbest ticaret bölgesinin ilan edilmesine kadar vardı.12 Yüzlerce devlet şirketinin özellikle madencilik ve tarım sektörlerinde özelleştirilmesiyle birlikte ABD ve AB emperyalistleri Ukrayna'yı gittikçe daha çok kendi etki alanlarına katmayı başarıyorlardı. Aynı zamanda Rusya, Donbass bölgesinde Rus azınlığının ezilmesini bahane ederek bir savaş başlattı. Bu savaştaki hedefi ise büyük ham madde rezervlerine sahip olan ve Ukrayna'nın doğusunda bulunan Donbass bölgesinin bir kısımını ilhak etmekti.

Rus emperyalizmi Sosyalist Sovyetler Birliğine temelden zıt olarak sistematik bir şekilde başka ülkelerin iç işlerine karışıyor: 2008 yılında rus askerleri hükumeti batıya yönelen Gürcistana müdahele etti. O zamandan beri Rusya, Gürcistan'ın bir bölümünü işgal altında tutmaya devam ediyor. 2014'te ise Rusya, askeri müdahelesinin ardından Kırımı ilhak etti ve oradan tüm Karadenizi kontrol edebiliyor. 2015 yılında Rusya, o dönem iyice köşeye sıkışan Suriye'deki Esad rejiminin imdadına yetişti ve insan onurunu hiçe sayan hava saldırılarıyla hem Esad iktidarını kurtardı hemde Yakın ve Orta Doğu'daki kendi stratejik etkisini arttırdı. Rusya, Afrika kıtasında bulunan 54 ülkenin aşağı yukarı 40'ı ile sözde güvenlik anlaşmalarına sahip veya başka bir şekilde onlarla işbirliği yürütmekte.13

Rusya'nın başarıları ABD emperyalizminin ve diğer NATO güçlerinin stratejik bir zayıflamalarına neden oldu. Bu gelişmenin sebeplerinden biri de hiçbir zaman hedefine ulaşamayan ve 2003 yılında ABD tarafından başlatılan Irak savaşı ile NATO'nun 2001'den 2021'e kadar süren ve hüsrana uğrayan Afganistan harekatıydı. 2015 yılında Rusya kendi liderliği altında, Beyaz Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Ermenistan'la birlikte Avrasya Ekonomik Birliğini kurdu. Ukrayna'nın bu kuruluşa üye olmayı reddetmesi Rus emperyalizminin büyük güç olma emelleri için ağır bir darbe anlamına geliyordu.

Çin ve ABD emperyalistleri arasındaki rekabet

Ukraya savaşı ile eş zamanda ABD ve Çin arasında Hint-Pasifik bölgesindeki hakimiyeti kazanmak için ciddi bir mücadele başladı. Amerikan “Foreign Policy” dergisi 18 Şubat 2022 tarihinde, yani Rusya'nın emperyalist saldırısı başlamadan kısa bir süre önce “Washington'un hem Rusya'ya hem de Çin'e karşı savaş hazırlıklarında bulunması gerektiğini”14 ileri sürdü.

ABD başkanı Joe Biden, Mart 2022'de yaptığı bir konuşmada, Ukrayna'daki savaşın “demokrasi ile otokrasi, özgürlük ile zulüm, kurallar temelinde şekillenen bir düzen ile şiddet üzerinde şekillenen bir düzenin ... arasında olan büyük bir mücadelenin”15 bir parçası olduğunu söyledi.

Oysa Biden'ın öve öve bitiremediği “kurallar temelinde şekillenen düzen” mutlak egemenliğe sahip uluslararası mali-sermayenin ABD liderliği altında batılı müttefikleriyle birlikte sürdürdüğü diktatörlükten başka bir şey değildir.

Çin dışişleri bakan yardımcısı Le Yucheng, Mart 2022'de Ukrayna savaşına değinirken şu uyarıda bulundu:

(ABD'nin) Hint-Pasifik stratejisi NATO'nun Avrupa'daki doğuya doğru genişleme stratejisi kadar tehlikeli. Eğer kontrol altına alınmazsa akıl almaz sonuçlara yol açıp Asya-Pasifik bölgesini uçuruma sürükleyecektir.”16

Çin süper güç olma emellerini garanti altına almak için bu arada dünyanın sayısal açıdan en büyük ordusunu kurmuştur. Nükleer silahlara sahip olan Çin ve Rusya'nın önderliğindeki askeri bir ittifak olan “Şanghay İşbirliği Örgütü” öncelikle NATO'nun etkisine yöneliktir.

Rusya'nın NATO tarafından tehdit edilmesi

ABD ve NATO 1990 yılından beri – tartışmasız olarak aksini vaat eden tüm sözlere rağmen – doğuya doğru genişlemelerini sürekli sürdürdüler. Böylece bir çok noktada NATO birlikleri Rusya'nın sınırına kadar ilerledi ve kısa menzilli füzeler direk olarak Rus devlet topraklarını tehdit ediyor. Baltık devletlerin, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Romanya ve Bulgaristan, Slovenya, Arnavutluk ve Hırvatistan, Karadağ ve Kuzey Makedonya gibi ülkelerin NATO'ya üye olmasının ardından ABD Ukrayna'yı da NATO'ya katmaya çalıştı. Bu ilk aşamada AB'nin ve özellikle Almanya ve Fransa'nın buna karşı direnmesinden kaynaklı gerçekleşmedi. Bu ülkeler Rusya ile olan ekonomik ve siyasi ilişkilerini tehlikeye sokmak istemiyorlardı.

NATO genel sekreteri Jens Stoltenberg Davos'taki 2022 Dünya Ekonomik Forumunda NATO'nun Ukrayna'yı ele geçirmek için verilen savaşta aldığı tedbirlerle şöyle övünüyordu:

Bugün... direk olarak NATO komutası altında olan 40 000'in üzerinde asker var. Bu birlikler hava ve deniz kuvvetlerinin önemli güçleri tarafından destekleniyor. Baltık denizi bölgesinden Karadenize kadar muharebe gruplarımızı konuşlandırdık ve yüz binlerce asker her an alarma hazır durumda. ...Tatbikatlarımızı arttırdık... ve ilk defa ABD'nin amfibiyen birliklerinden biri NATO komutası altına girdi.”17

Ukrayna toplumunun gerici karakteri

Ukrayna günümüzde yeni emperyalist bir ülkeye dönüşmek için temel özelliklere sahip durumdadır. Avrupa kıtasındaki ikinci büyük ülke olarak geniş kapsamlı yer altı zenginliklerine, büyük ölçümlü ve verimli çernezyom diye adı geçen karatopraklı tarlalara, iyi eğitilmiş bir işçi sınıfına ve kısmen devlet şirketleri şeklinde olan, kısmen ise oligarkların18 ellerinde olan tekellere sahiptir. Ukrayna, Rus emperyalizminin direk sınırında olmasıyla birlikte ciddi bir rakibe dönüştü.

Kırımın Rusya tarafından ilhak edilmesinin ardından, özellikle ABD Ukrayna'yı aşırı derecede silahlandırdı ve askeri eğitim verdi. Ukrayna birlikleri NATO tatbikatlarına katıldı. Ukrayna'nın sılahlanma harcamaları 2012-2021 yılları arasında yüzde 142 arttı.19 2019 yılının başında Ukrayna parlamentosu NATO'ya ve AB'ye üye olma hedefini anayasaya ekledi. Ağustos 2021'de ise Ukrayna cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski şovenist taşkınlığıyla Kırımı “işgalden kurtarmak için geri sayımın” başladığını söyledi.20

Nisan 2022'de AB-Komisyonu başkanı Ursula von der Leyen/CDU [Almanya Hristiyan Demokrat Birliği] toplanmış dünya basınının önünde Ukrayna cumhurbaşkanı Zelenski'yi özgürlük ve demokrasi için verilen mücadelenin kahramanı olarak gösterdi:

Avrupa'nın hayalini gördüğünüzde biz sizin yanındayız... Bugünkü mesajım Ukrayna'nın Avrupa ailesinin bir ferdi olmasıdır.”21

Avrupa ailesinin şirinliği yüzeyin altındaki, gerçekte bir dövüş, çekişme ve kavgadan başka bir şey değilken, birçok talibi olan Ukrayna'nın durumu gerçekte Rusya'daki oligarşinin yarattığı realiteden hiç de farklı değildir. Daha 2020 yılında Würzburg üniversitesinin burjuva “Demokrasi-Sıralaması” Ukrayna'yı eksik demokrasiler”in ardındaki “demokrasi” ve “otokrasi” arasında “melez bir rejim” olarak sınıflandırdı22.

Örneğin Ukrayna'nın en zengin adamı olan Rinat Ahmetov 7,6 Milyar ABD-Doları değerinde bir özel servete sahip. Daha önce uzun yıllar boyunca Putin yanlısı olan Ahmetov, bugün imparatorluğunu kurtarmak için NATO ve AB'yi destekliyor. Bahsi geçen bu imparatorluğu “çelik ve boru fabrikalarından, kömür madenlerinden, termoelektrik santrallerinden, telekomünikasyon firmalarından, bir gemicilik şirketinden, bankalardan, sigortalardan, televizyon kanallarından, gazetelerden, alışveriş merkezlerinden, lojistik merkezlerinden, tarım şirketlerinden ve gönül verdiği kulüp olan Şahtar'dan” oluşuyor.23 Onun dışındaki “Büyükler” arasında “armatör Andri Stawnizer veya tarım sanayicisi Vadim Nesterenko” gibi kayda değer zenginleri de sayabiliriz.24 Batılı medyanın yayınlarında ve haberlerinde bu oligarklar Zelenski'nin sözde örnek kişiliğinin arkasında görünmez hale geliyorlar. 23 Şubat 2022 tarihinde, yani Rusya'nın askeri saldırısından tam bir gün önce, Ukrayna'nın en zengin 50 tekelcileri ve Zelenski “ulusal birliği güçlendirmek ve ülkenin işgalini önlemek adına herşeyi yapacaklarına” dair ant içtiler.25

Ancak NATO ve AB'ye üye olan Ukrayna'nın “kurtarılmış” halkının geleceği pekte parlak olmayacak. Bunu, bu “kurtuluşu” daha önce tecrübe eden başka ülkelerin gerçekliği gösteriyor: Sırbistan'ın 1999'daki NATO savaşında bombalarla yerle bir edilen şehirleri, Balkan ülkelerinin büyük bir çoğunluğunun AB-emperyalizmi tarafından yeni sömürgelere çevirilmesi ve AB'ye dahil edilmesi, Afganistan'da iktidarın Taliban'a teslim edilmesi. Devam etmek gerekirse AB tarafından kollanan Kosova'ya26 hakim olan yoksulluk, istikrarsızlık ve rüşvetçilik, tekellerin, oligarkların ve onların çıkarlarını savunan sağ hükümetlerin Polonya ve Macaristan'da desteklenmesi, Yunanistan'da AB tarafından dikte edilen kriz programları sonucunda hüküm süren yoksulluk ve kamu mülkünün büyük ölçüde özelleştirilmesi de sayılabilir. Ukrayna'yı NATO'ya ve AB'ye dahil etme planları batılı emperyalistlerin insan sevgisinin bir ifadesi değildir. Tam tersine bu planlarının asıl önemi ve değeri Rus emperyalizmini zayıflatacak ve kendi ittifaklarına daha fazla ağırlık kazandıracak olmasından geliyor.



2. Emperyalist ülkelerin Üçüncü Dünya savaşını hazırlayan dış politikası

Uluslararsı kapitalist üretimin yeniden örgütlenmesinin temel yöntemi karşılıklı ekonomik iç içe geçmeye dayanan bir iş birliği ve koordinasyon politikasıyla rekabet etmekti. Bu şekilde uluslararası tekeller ve emperyalist devletler ekonomik üstünlüklerini veya siyasi egemenliklerini sağlamaya çalışıyorlardı. Bu durumu ideolojik açıdan “ticaret yoluyla değişim” gibi boş sözlerle örtbas etmeye çalışıyorlar. 1994 yılında NATO ve aralarında Rusya ve bir takım NATO üyesi olmayan başka devletler de olmak üzere toplam 23 Avrupa ve Asya ülkesi “barış için ortaklık” projesini hayata geçirmeye başlayacaklarını ilan ettiler. NATO, 10 Ocak 1994 tarihli Brüksel zirve toplantısında parlak bir gelecek vaat etmişti:

Bu ortaklık, Avrupa-Atlantik bölgesindeki istikrarın ve güvenliğin sadece birlikte çalışarak ve birlikte hareket ederek sağlanabileceği ortak düşüncesinin ifadesidir.”27

Almanya Federal Siyasi Eğitim Merkezi (Bundeszentrale für Politische Bildung) 2009 yılında yaptığı açıklamada bu projenin ve 1997 yılında başını alan NATO-Rusya Daimi Ortak Konseyi'nin asıl amacının sadece Rusya'yı yatıştırmak olduğu ve asla gerçek tavizlere hazir olmadıklarını açıkça itiraf etti.

NATO'nun genişleme stratejisinden vazgeçmesi asla söz konusu olamazdı. Onun için bu stratejilerine ek olarak Rusya'yla birlikte Brüksel'deki NATO Genel Karargahında istişari işbirliğinin yeni bir şeklini geliştirdiler.”28

2003 yılında yayınlanan »“Küreselleşme” Tanrıların Günbatımı« kitabında bu durum şöyle açıklanıyor:

Gerçek gelişme ise, emperyalizmin başlıca yöntemi olan ekonomik sızmanın savaşları gereksiz kılacağı ve barışçıl bir emperyalizmin olabileceğini sanan her düşüncenin tam tersini ıspatlamaktadır.”29

Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısından önceki diplomatik girişimler ne NATO ne de Rusya tarafından ciddi bir şekilde uzlaşmacı bir çözüm bulmak adına sürdürüldü. Açıktır ki güç dengelerindeki kayma, karşıt emperyalist çıkar çelişkilerinin sadece savaş yoluyla çözülebileceği noktasına gelmiştir. Bu gelişme, emperyalist barış politikasından emperyalist savaş politikasına uzanan niteliksel sıçramanın ifadesidir. Birinci Dünya Savaşı sırasında Lenin bu yasal bağlantının önemini şöyle anlatıyordu:

Kapitalizmin koşullarında tek tek girişimlerin, ya da tek tek devletlerin eşit ekonomik büyümesi olanak dışıdır. Kapitalizm koşullarında dönemsel olarak bozulan dengenin yeniden kurulmasında, sanayide bunalımdan ve siyasette de savaştan başka bir araç yoktur.”30

Ukrayna savaşının tırmanması, Üçüncü Dünya Savaşı'na hazırlık olarak, hemen hemen tüm emperyalist ülkelerin açıkça saldırgan dış ve askeri politikalarına dönüşleriyle bağlantılıydı.

Tüm NATO ülkleri, savaş başladıktan sonra aşırı derecede sılahlandılar, askeri harcamalarını yükselttiler ve Doğu Avrupa'daki birliklerine takviyelerde bulundular. 10 Mayıs 2022 tarihine kadar geçen birkaç ayda özellikle NATO ülkeleri Ukrayna'ya en az 34 milyar Euro'luk para ve askeri yardımlarında bulundular. Ukrayna'nın sürdürdüğü savaş için ABD, İngiltere, AB, BM ve Dünya Bankası tarafından bunun dışında en az 33 milyar Euro tutarında maddi ve “insani” destek ödemeleri yapıldı.31 Kamu oyunun manipülasyonu psikolojik savaş niteliğine ulaştı ve zaman zaman açık savaş çığırtkanlığına dönüştü.

NATO, Rusya'yı “kuzey genişlemesiyle”, yani Finlandiya'nın ve İsveç'in on yıllardır devam ettirdikleri askeri tarafsızlık ve blok dışı kalma politikasını terk ederek NATO üyeliğine başvurmaları ile yeniden provoke etti. Böylelikle NATO ve Rusya arasındaki direk karşı karşıya gelmelerine 1.300 kilometrelik yeni bir sınır eklendi. Ayrıca NATO'ya üye olmayan diğer emperyalist ülkler de dış politikalarını kendi çıkarlarına göre bu yeni duruma adapte ettiler. 40'ın üzerinde ülke32 ABD'nin Almanya'da bulunan Ramstein üssünde NATO'nun askeri stratejisini desteklemek amacıyla 26 Nisan 2022 tarihinde bir araya geldi.

Bu şekilde çekirdeği NATO'dan oluşan ve ABD-emperyalizminin önderliğinde yeni bir Rusya karşıtı askeri ittifak yaratıldı ve her ay bu tür buluşmaların gerçekleştirileceği kararlaştırıldı.

Yeni emperyalist bir ülke olan Hindistan Rusya'ya karşı yürürlüğe konulan yaptırımları reddediyor ve Rusya veya NATO ülkeleri ile işbirliği arasında bocalıyor. Japonya eski başbakanı Shinzo Abe “nükleer katılımı” kamu oyunda tartışma konusu haline getirerek Japonya sisyasetinde bir tabuyu kırmaya çalışıyor. NATO üyesi yeni emperyalist Türkiye ise hem Rusya'ya hem de Ukrayna'ya yakın ilişkilere sahip ve birbirine karşı savaşan iki ülke arasında aracı rolüne girerek kendini kanıtlamaya çalışıyor.

Alman emperyalizminin “Dönüm Noktası”

26./27. Şubat 2022 kararlarıyla Almanya Federal Hükümeti açıkça saldırgan bir emperyalist dış politikasını benimseyen dönüşümü gerçekleştirdi. SPD (Almanya Sosyaldemokrat Partisi), FDP (Liberal Demokrat Parti) ve Yeşiller arasında daha birkaç ay önce yeni Federal hükümeti oluştururken imzalanan koalisyon sözleşmesi ve “sılahsızlanma taaruzu” ile “kısıtlayıcı bir silah ihracatı politikasına”33 dair verdiği yüksekten atan vaatleri çabucak unutuldu. Almanya Federal Şansölyesi Scholz'un “Yeni dönem” olarak adlandırdığı rota değişikliğinin gerçekleşmesinde hükümet koalisyonunda, hükümet partileri içinde ve Federal Parlamentonun değişik partileri arasında şiddetli çelişkilerin gelişmesine yol açtı. Aynı zamanda egemen tekeller ve halk kitlelerinin arasında da hükümete karşı çelişkiler arttı. Bu durum ve Almanya'nın aynı zamanda fosil yakıtlara ve küresel sermaye ve mal ihracına son derece bağımlı olması ilk başta Ukrayna'ya silah sevkiyatlarının ve Rusya'ya uygulanacak olan yaptırımların gecikmesine sebep oldu.

Rus emperyalizminin “özel askeri operasyonuyla” hedeflediği hızlı “kafa koparma hamlesi” ve Kiev'de Rusya yanlısı bir hükümeti iktidara getirme planı başarıya ulaşamayınca askeri birlikleri doğu ve güney Ukrayna'yı ilhak etmeye yoğunlaştı. Bu gelişme savaşın ikinci bir safhasını açtı.

Ukrayna'nın bu bölgelerinde çelik üretimi, kömür madenleri, hidrolik kırma için kullanılabilecek henüz keşfedilmemiş gaz sahaları, nükleer reaktörler, tekelci büyük tarım sanayisi ve iyi eğitilmiş iş güçleri özel bir şekilde yoğunlaşmış durumda. Mariupol ve Odessa gibi stratejik açıdan son derece önemli olan liman şehirleri'nin ele geçirilmesinin ardından Rusya daha önce ilhak ettiği Kırım yarımadasına kara yolu üzerinden bir bağlantı sağlamaya çalışıyor. Karadenize ve Azak Denizine girişin engellenmesiyle Rusya Ukrayna'nın dışsatımını uzun vadeli şekilde zayıflatmaya çalışıyor.

NATO'nun Ukrayna savaşında değişen hedefleri

Ukrayna askerlerinin Kiev'in Rus işgalcileri tarafından ele geçirilmesine karşı başarılı direnişi Ukrayna'ya verdiği destek çerçevesinde NATO'nun stratejik hedefinin değişmesine sebep oldu: ABD emperyalizminin baskısıyla başta ileri sürülen “savaşın derhal sonlandırılması” talebinden “Rus işgalcilerin karşısında zaferi kazanmak” talebine geçildi. Volodimir Zelenski ile düzenlenen ve ABD Dış işleri bakanı Antony Blinken'le beraber alelacele organize edilen bir buluşmada ABD Savunma bakanı Llyod Austin 24 Nisan 2022 tarhinde şu açıklamada bulunmuştu:

Eğer doğru teçhizata ve doğru desteğe sahip olurlarsa kazanabilirler... Biz Rusya'nın Ukrayna'ya yaptığı askeri müdahaleye benzer operasyonları bir daha yapamayacak duruma gelene kadar zayıflatılmasını istiyoruz.”34

Elbette dünya halkları haklı olarak Rus askerlerinin Ukrayna'ya saldırması gibi olayların bir daha yaşanmamasını diliyor. Ancak şimdi gün yüzüne çıkanlar NATO'nun asıl ve daha önce insancıl bir şekilde süslenmiş hedefleri: yeni emperyalist Rusya'nın stratejik olarak zayıflatılması ve bununla birlikte Çin ile sürdürdüğü “Şanghay İşbirliği Örgütüne” bir darbe vurmak. Lakin bu hedeflerin gerçekleşmesi sadece Ukrayna ordusunun aşırı derecede silahlanması ve NATO'nun ağır silahlar göndermesiyle, Ukrayna ordusunun NATO ülklerinde eğitim görmesi ve neticede NATO'nun direk olarak savaşa müdahale etmesiyle birlikte mümkün olabilir. Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısı ABD-emperyalizmine kendi stratejisini uygulamak ve AB-emperyalistlerini saldırgan bir savaş politikasına sürüklemek için gereken ortamı sağladı.

Alman tekelci sermayesinin belirleyici güçleri baştaki savaşı sınırlandırma ve bir an önce sonlandırma stratejilerinden vaz geçerek ABD ve NATO'nun şiddetlenmiş savaş politikasına destek vermeye karar verdi. 28 Nisan 2022 tarihinde Almanya Federal Parlamentosunda “çok büyük bir koalisyonun” oylarıyla Ukrayna'ya ağır silahların göndirilmesi kararlaştırıldı.35 Böylelikle Almanya'nın Ukrayna savaşına katılımı yeni bir niteliğe ulaştı.

Rusya, NATO'nun Ukrayna'ya ağır silahlar göndermesine cevap olarak bu nakilleri Rus ordusunun saldırı hedefleri olarak ilan etti.36

Rusya, taktik nükleer silahlar kullanacağı tehdidinde bulundu. Bu tür silahların kullanılması Rusya'nın 2000 yılında çıkardığı ulusal güvenlik konseptiyle bilinçli bir şekilde planlanmıştı. Bahsi geçen bu ulusal güvenlik konsepti aynı zamanda “Rusya'nın büyük güç konumunu pekiştirmeyi” hedeflediğini belirtti.37 NATO genel sekreteri Jens Stoltenberg, Nato'nun diğer şeylerin yanı sıra Doğu Avrupa'ya nükleer silah yerleştirmemeyi taahüt ettiği NATO-Rusya Kurucu Senedi'nin feshini hazırladı.

NATO ve Almanya Ferderal Hükümeti'nin Mayıs 2022'ye kadar savaşa taraf olmak istemediklerini iddia etmeleri ikiyüzlü bir yalandan başka bir şey değildir. Buna karşın Almanya Federal Parlamentosu'nun Bilimsel Hizmetler Dairesi16 Mart 2022 tarihinde yayınladığı bir raporda karışık bir hukuki dilde silah sevkiyatlarına bağlı olan eğitim fonksiyonunun devletler hukukuna göre savaşa girme olarak değerlendirilebileceğini belirtti, çünkü

söz konusu savaşan tarafa bu tür silahların kullanımı için temel bilgiler aktarmak veya kullanımları için eğitim vermek olsa da... bu durum savaşa dahil olmayan güvenli alanın terk edilmesi anlamına gelir.”38

Federal Ordu (Bundeswehr), 11 Mayıs 2022'de Idar-Oberstein/Almanya'da 18 Ukraynalı mürettebatı motorlu obüs “Panzerhaubitze 2000” gibi bir saldırı silahının kullanımı konusunda resmen eğitmeya başladı.39 NATO bu savaşın olası bir nükleer dünya savaşına tırmanışı için şimdiden Rusya'yı sorumlu tutuyor. Ancak genişletilmiş NATO ittifakının değiştirilmiş stratejisi bu savaşın Üçüncü bir Dünya Savaşına genişlemesini kasten hazırlıyor. Bu tür bir savaşa katılan güçler böyle bir çatışmanın kendİ dinamizmini kontrol edemiyorlar ve yıkıcı etkilere sahip olan nükleer, biolojik ve kimyasal silahların kullanıldığı çatışmalara kadar varabilecek tüm olasılıkları hesaba katmaları gerekir.

3. Faşizm ve savaşın karşılıklı etkileşimi

Emperyalist savaşlar ve faşizm siyam ikizleri gibidir. Willi Dickhut buna dair şunları yazmıştı:

Faşizm sadece en karanlık gericiliğin, kendi halkına karşı ülke içinde en vahşi zulmün uygulandığı egemenlik biçimi değil. Faşizm aynı zamanda dışarıya başka halklara karşı öldürücü bir saldırganlık anlamına geliyor. Faşizm savaş demektir!”40

Burjuva savaş hukuku askeri bir düşmana karşı öldürmeleri, tahripleri ve yıkmaları savaş başladıktan sonra yasallaştırır. Genellikle bu, aynı zamanda iç politikada olağanüstü halin ilan edilmesiyle bağlantılıdır.

Rusya devlet başkanı Putin, Rus mali-sermayesinin çıkarlarına göre yıllardır güç konumunu faşizan yöntemlerle arttırdı. Böylece Putin hükümete eleştirel yaklaşan muhalefeti ortadan kaldırdı, basın özgürlüğünü gittikçe kısıtladı ve eleştirel medyayı devlet denetimi altına alındı. Gerçek Marxist-Leninistlere zulmediliyor ve çalışmaları büyük ölçüde engelleniyor.

Vladimir Putin, aralarında Yunan “Altın Şafak” partisinin, Almanya'dan AfD'nin, Fransa'dan Rassemblement national'in (yani Ulusal Birlik) veya Macar Fidesz partisinin de olduğu Avrupa'daki değişik faşizan ve faşist kişiler ve örgütlerle çok çeşitli ve sıkı bir işbirliği geliştiriyor. Rusya'dan yola çıkan “Troll-fabrikaları” sosyal medyada milyonlarca defa gerici komplo teorilerini, mültecilere karşı ırkçı kışkırtmacı kampanyaları ve şovenist propagandaları yayıyorlar.

Rusya'nın direk olarak savaşa girmesiyle birlikte ülkedeki gerici gelişme niteliksel bir sıçrama yaşadı. Rus ICOR41 örgütü “Marxist-Leninist Platform” (MLP) bu konuya dair şunları yazıyor:

Rusya'da faşist bir diktatörlük kuruldu”.42

Putin'in partisi olan “Birleşik Rusya” partisinin üçte iki çoğunluğu ve Duma'daki43 partilerin eleştirisiz bir şekilde emperyalist savaş politikasını desteklemeleri sayesinde Putin savaş hukukunu resmi olarak ilan etmeden de ülkeyi sınırsız yönetebiliyor. Sonuç olarak neredeyse tüm eleştirel medyaların çalışmaları imkansızlaştırıldı. Internet ve “sosyal ağ hizmetleri” artık sadece hükümet yanlısı propaganda yapmak amacıyla kullanılabiliyordu. Sansür dairesi Roskomnadsor Ukrayna'ya yapılan saldırının “savaş” olarak adlandırılmasını yasakladı. 4 Mart 2022 tarihinden beri “Rusya Federasyonu'nun silahlı kuvvetlerinin kötülenmesi” ve silahlı kuvvetler hakkında “yanlış bilgilerin” yayılması en ağır şekilde cezalandırılıyor. Bu durumun tekrarlanması halinde 15 yıla varan bir hapis cezası söz konusu oluyor. Ukrayna savaşının henüz ilk on gününde aralarında bu cesur eylemlere katılan birçok Marksist-Leninist'in de olduğu en az 13 000 savaş karşıtı tutuklandı ve ağır cezalara çarptırıldı.

Ukrayna savaşı çerçevesindeki antikomünizm

Putin, Rus halkı içinde kendine bir kitle tabanı yaratmak adına, Rusya'nın saldırısını demagojik bir şekilde antifaşist bir „özel askeri operasyonuna“ indirgiyor.

Neo-revizyonist solid ağına üye olan Rusya Komünist İşçi Partisi (RKİP) bu yalancı gerekçeyi şöyle açığa çıkarıyor:

Sınıf tavrı temelinden duruma baktığımızda Rus iktidar sahiplerinin tıpkı ABD ve AB'deki egemenler gibi Donbas, Rusya ve Ukrayna'daki halkın iyiliğini zerre kadar düşünmediklerini söylemeliyiz. Rus devletinin bu savaştaki gerçek hedeflerinin tamamen emperyalist olduğundan hiç şüphemiz yok...“44

Buna karşın Alman Komünist Partisi (DKP) revizyonistleri, daha 2017 yılında Rusya'nın „objektif olarak antiemperyalist yönde hareket ettiğini“45 belgelemeye çalışıyorlar. Savaş başladıktan sonra „direk olarak yaklaşan bir saldırıyı önlemek“46 adına Rusya'nın meşru bir şekilde hareket ettiği masalını anlatıyorlardı.

Putin'in saldırısını meşrulaştırmak için açık antikomünizmi merkeze koyması gerçeği bile DKP'yi bu saçma düşüncesinden vazgeçiremiyor. Ukrayna'ya emperyalist saldırının başlamasından üç gün önce Vladimir Putin yaptığı ilkesel bir açıklamada Bolşeviklerin ve özellikle Lenin47 ve Stalin'in48 milliyetler politikasına saldırdı. Putin'in sözlerine göre

bugünkü Ukrayna... tamamen ve istisnasız bir şekilde... bolşevik, komünist Rusya (tarafından kuruldu)“. „… Lenin ve arkadaşları bunu Rusya'nın kendisine karşı çok kaba bir şekilde“ yapmışlarmış. Putin bunun sorumluluğunu „Sovyet devletinin temelini oluşturan“ „konfedere devlet düzeni... (fikrinde) ve ulusların ayrılmaya kadar kendi kaderini tayin hakkı (sloganında)arıyordu.49

Lenin ve Stalin'in önderliği altında gerçekleştirilen sosyalist milliyetler politikası ve Rusya'nın emperyalist saldırısı gerçekten de su ve ateş gibi çelişiyorlar. SSCB'de sosyalist ulusların gönüllü birleşmesi, her ulusun kendi dilinin ve kültürünün gelişmesinin teşvik edilmesi ile tüm Sovyet Cumhuriyetlerinin ve etnik grupların enternasyonalist bir şekilde bir arada yaşaması devletin hayata geçirmeye başardığı temel yönergesiydi. Büyük Vatanseverlik Savaşı ve Hitler faşizmine karşı kazanılan zaferin yükünü Sovyetler Birliği'nin tüm milliyetleri sırtlandı.

Putin'in, Stalin'in mirasını sürdürdüğünü dua çarkı misalindeki gibi iddaa eden Almanya'daki antikomünist karalamacılar ne kadar da aptal ve küstahlar. Bu doğrultuda kapitalist gazete Handelsblatt Putin hakkında şunları öne sürüyor:

Kendisi paranoid olan ve halkını dilediği gibi katleden bir Stalindir.“50

Oysa gerçekte paranoid olanlar, sosyalizmin çekiciliğinden ve Putin'in saldırılarıyla birlikte tartışılmaya başlanan Stalin'in devleti yönettiği dönemde elde edilen kazanımlardan korkan burjuva fikir manipülatörleridir! Aslında Stalin'in liderliği altında olan komutanlık Ukrayna'nın başarılı bir şekilde Hitler faşizminden kurtarılmasına önderlik etmişti. Kızıl Ordu, kahraman partizanlarla birlikte Alman ordusu „Wehrmacht'ı“ yendi. Wehrmacht, Alman mali-sermayesinin adına Ukrayna'da dört milyon insanı katletti, on milyon insanı evsiz barksız bıraktı, 16.150 sanayi işletmesini ve 400 madeni tahrip etti, 714 şehiri ve 28.880 köyü yerle bir etti. Hitler faşizmiyle iş birliğne girmeyi reddeden madenciler canlı canlı kuyuya atıldılar.51

Buna karşın Stepan Bandera önderliği altında olan Ukraynalı faşist örgütler, faşizm ile iş birliği yaptılar. Bandera'nın Almanya'daki Ukrayna büyükelçisi ve bir faşist dostu olan Andriy Melnyk tarafından bugüne kadar cesasız bir şekilde „kahraman“52 olarak sayılması tam bir skandaldır. Bandera ateşli bir antisemit olarak İkinci Dünya Savaşında Hitler faşistleriyle birlikte Ukrayna'da 800.000 Yahudinin sürgüne yollanmasından ve katledilmesinden sorumludur.53 Ancak Almanya'nın burjuva partilerinde çokça bulunan Antisemitizme karşı kutsal savaşçılarından Melnyk provokatif savaş kışkırtmacılığını yaptığında hiçbir protesto sesi çıkmıyor!

Ukrayna'da faşistlere karşı olan liberal tutum ve kısmen sistematik olarak desteklenmelerinin faşist Azov taburunun Ukrayna ordusuna entegre edilmesine kadar varmasını Putin Ukrayna'ya başlattığı saldırı için gerekçe olarak gösteriyor. Gerçekleri, yarı gerçekleri ve yalanları karıştırarak sosyalist Sovyetler Birliği'nin Hitler faşizmine karşı kazandığı zafer için Rus ve Ukraynalı kitlelerin duyduğu haklı gurur ile demagojik bir bağlantı kuruyor. Böylece Putin dikkatleri, saldırının gerçek motiflerinin ne olduğundan ve Rus Yeni Emperyalizminin aslında Avrupa'da  üstünlüğü ele geçirmeye çalışmasından saptırıyor.

Ukrayna – Baştan sona gerici bir kapitalist devlet

Federal şansölye Olaf Scholz (SPD) Rusya'nın Ukrayna'ya karşı sürdürdüğü savaşın “demokrasiyi oluşturan tüm ilkelere karşı olduğunu”54 iddia ederek gerçekleri alay edici bir şekilde çarpıtıyor. Gerçekte Ukrayna'da Oligarkların iktidarları ve Volodimir Zelenski hükümeti altında burjuva demokrasisinin temel ilkelerini oluşturan her şey önceki yıllarda da bastırılıyordu. 2015 yılında komünist semboler yasaklandı ve işçi mücadeleleri Zelenski hükümetinin iktidara gelmesinden sonra da bastırılmaya devam edildi. Avrupa Birliği yıllarca Ukrayna'nın üyelik başvurusunu “hukukun üstünlüğüne dayalı istikrarlı bir demokrasi ve aynı zamanda ... işleyen ve rekabetçi bir piyasa ekonomisi” gibi temel üyelik kriterlerini yerine getirmediği için reddetti.55 Daha 2021 yılının Eylül ayında, yani Zelenski'nin 2019 yılında Cumhurbaşkanı olarak seçilmesinin ardından uzun bir süre geçtikten sonra Avrupa Sayıştayı (ECA) Ukrayna'da “geniş çaplı rüşvetçiliğin merkezi sorunlardan birisi (olduğunu)56 tespit ediyordu. Humedica örgütü 2021 yılında Ukrayna'daki sosyal koşullar hakkında yaptığı bir açıklamada şu ifadeleri kullanıyordu: “Aşağı yukarı 350 Euro'luk aylık bir gelir ve batı Avrupa standartında olan geçim masrafları günümüzde halkın yüzde 45'inden fazlasının yoksul olmasına yol açıyor... Ukrayna'da tıbbi desteğe ihtiyacı olanlar ya da hasta veya engelli bir çocuğa sahip olanlar çoğu kez iflasın eşiğinde bulunuyorlar.”57.

Buna karşın 2021 yılında ülkenin en zengin yedi adamı 11,9 milyar Dolarlık bir özel servete sahiptiler.58 Ocak 2022'de Ukrayna'da ırkçı bir dil yasası yürürlüğe girdi. Bu yasaya göre Ukrayna halkının yüzde 40'ının yakın çevrelerinde Rusça konuşmalarına rağmen Rusça diline karşı kamu alanında ayrımcılık yapılıyordu.

Savaşın başlamasıyla birlikte Ukrayna'da savaş hukuku ilan edildi ve tüm demokratik hak ve özgürlükler kaldırıldı. Şiddet, asıl iktidar yöntemi haline geldi: Zorla çalıştırma, kamulaştırma (mala el koyma), serbest dolaşımın kısıtlanması, toplantıların, mitinglerin ve grevlerin tamamen yasaklanması, siyasal partilerin kapatılması, medyanın sansürlenmesi, zorunlu askerliğin getirilmesi, yabancıların tutuklanması veya seçimlerin askıya alınması bunu gösteriyor.

Zelenski rejimine karşı her türlü muhalefet artık „Rus yanlısı faaliyet“ suçlamalarıyla takip ediliyor ve etkisiz hale kaldırılıyor. Cumhurbaşkanı kararnamesi ile 18 Mart 2022 tarihinde „Sol Güçler Birliği“, „Sol Muhalefet“ ve „Ukrayna Soyalist Partisi“ olmak üzere onbir muhalefet partisinin faaliyetleri yasaklandı. Bunun ardından 20 Mart tarihinde tüm ulusal haber kanallarını hükümet kontrolü altında birleştiren bir kararname yayınlandı.

ICOR (Devrimci Parti ve Örgütlerin Enternasyonal Koordinasyonu) üye örgütü Ukrayna İşçi Sınıfı Hareketi Koordinasyon Konseyi (KSRD) işçi sınıfına yapılan özel saldırıları şöyle anlatıyor:

Ukrayna resmi makamları savaş hukukunun ilan edilmesiyle birlikte eş zamanlı olarak iş hukukunu da kötüleştirdi... işçilerin işten çıkarılması kayda değer bir şekilde kolaylaştırıldı, haftalık çalışma süresi 40 saaten 60 saate yükseltildi ve resmi tatil günleri kaldırıldı. … Her türlü grev yasaklandı.“59

Volodimir Zelenski'nin haki tişörtü ve kirli sakalıyla en iyi şekilde sahnelendirilmiş bir halde uluslararası kitle iletişim araçları kanalıyla özgürlüğün ve demokrasinin cesur savunucusu olarak ortaya çıkması ikiyüzlülükte üstüne yoktur.

Ukrayna işçi sınıfının ve geniş kitlelerin kendilerini Rusya'nın emperyalist saldırısına karşı silahlı mücadele vererek savunmaları kesinlikle meşrudur. Ancak bu hükümet, barışın derhal sağlanması için verilen mücadelede dürüst bir ortak değildir. Özellikle toplumsal kurtuluş mücadelesinde kendi hükümetine karşı zafer kazanması, gerici Zelenski rejiminin yıkılması için mücadele etmelidir. Ukraynalı kitlelerin bu karmaşık iki cepheli savaşı, proleter enternasyonalizmin tam dayanışmasını hak ediyor.

Savaş, dünya çapındaki sağcılaşmayı hızlandırıyor

24 Mayıs 2022 tarihinde Macaristan başbakanı Viktor Orbán parlamentodaki alelacele yapılan bir anayasa değişikliğinin ardından ülkesinde üçüncü defa60 olağanüstü hal ilan etti. Gerekçe olarak „Ukrayna'daki savaşın 'Macaristan için sürekli bir tehlike teşkil ettiğini'“ gösterdi.61 Olağanüstü hal hükümeti geniş bir gerici uygulama paketine sahip: Yasaların veya yasaların uygulanmasının askıya alınması62, grevlerin yasaklanması, şirketlerin ödedikleri ticaret vergisinin yarıya indirilmesi, devlet kasasından selfservisin mümkün kılınması63, muhalif röportajcılığın beş yıla kadar hapis ile cezalandırılması, bunların bir kaçı.64

Ancak sadece herkesin gerici olarak tanıdığı Viktor Orbán hükümeti gibi hükümetler politikalarını sıkılaştırmıyor. Almanya'da, çoğu Avrupa ülkesinde ve ABD'de olduğu gibi toplumda hızlandırılmış bir sağcılaşma söz konusu ve devletin faşistleştirilmeşi ve militaristleştirilmesi şiddetleniyor.

Almanya'da savaş hukuku NATO ittifak anlaşmasının tatbikini gerektirecek bir durum65 meydana geldiğinde kısmen ve Almanya anayasasındaki 115a maddesine göre savunma halinin ilan edildiğinde tamamen yürürlüğe giriyor. Silahlı bir saldırının sadece “pek yakın olduğunda” bile Almanya Silahlı Kuvvetleri Bundeswehr yurt içinde kullanılabiliyor ve olağanüstü hal yasasının tüm maddeleri devreye giriyor. Bunun anlamı, toplantı, miting ve grevlerin yasaklanması, düşüncelerini açıklama özgürlüğünün ve medyanın ciddi bir şekilde kısıtlanması, mülkiyete el koyulması, üretimin verilen emirlere göre değiştirilmesi veya zorla çalıştırmanın uygulanması yanında eğer bir kişinin “ağır hainlik, devlete karşı isyana teşvik etme, vatan hainliği veya milli savunmaya karşı suç olarak cezalandırılabilecek eylemlerde bulunduğu, desteklediği veya neden olduğu şüphesi için mühim veya gerçek ipuçlarının var olması”66 halinde derhal tutuklanması demektir.

Bütün bunlar egemenlerin yoksulluğa, işsizliğe, savaş ve kriz sonuçlarına karşı mutlaka oluşacak olan direnişten duydukları açık korkularını gösteriyor. Uluslararası işçi ve halk hareketi için savaşa ve faşizme karşı verilen mücadele ile demokratik hak ve özgürlüklerin korunması ve genişletilmesi için verilen mücadele arasında bir bağlantı kurmak kaçınılmazdır. Bu iki mücadele alanının bir araya getirilmesi sosyalizm için verilecek mücadele adına bir okul olacaktır.



4. Dünya çapında ekonomik savaşa geçiş

NATO devletleri, Rusya'ya karşı ağır yaptırımlar getirerek bir savaş silahını devreye soktular. AB'nin 23 Şubat'ta kararlaştırdığı ilk yaptırım paketine 3 Haziran 2022 tarihine kadar 5 yeni yaptırım paketi eklendi. Buna ek olarak ABD, Büyük Britanya, Kanada, Japonya, İsviçre gibi birçok ülkelerin yaptırımları geldi.

Birincisi, varlıkların dondurulması ve ülkeye giriş yasakları gibi önlemler başlangıçta 1.091 kişi ve 80 kuruluşa yönelikti. Bunların arasında oligarklar veya Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Devlet Başkanı Vladimir Putin gibi kişiler vardı.

İkinci hedef şirketler ve bankalar: Mesela Rus devlet şirketlerinin hisse senetleri artık AB'de alınıp satılamıyor. Rus Merkez Bankası da olmak üzere tüm Rus bankaları artık AB sınırları içinde borç veremez veya borç. Yedi büyük Rus bankası Bankalararası Finansal Telekomünikasyon Derneği (SWIFT) ödeme sisteminden çıkarıldı.

Üçüncüsü, yaptırımlar Rus ekonomisinin ithalat ve ihracatına yöneliktir. NATO liderliğindeki Batılı ülkeler, yakın zamanda tamamlanan Kuzey Akım 2 / Nord Stream 2 doğalgaz boru hattını durdurdular. Ayrıca Rus kömürünün ithalatını, Rus ve Beyaz Rus taşımacılık şirketlerinin AB'deki faaliyelerini ve Rusya bayraklı gemilerin AB limanlarına girmelerini yasakladılar. Onun dışında Rusya'nın yüksek teknoloji alanlarına hedefli bir şekilde getirilen 10 milyar Euro tutarındaki ihracat yasakları, genişletilmiş ithalat yasakları ve Rusya'nın kamu ihalelerinden ve Avrupa para kaynaklarından koparılması da söz konusu. Altıncı yaptırım paketiyle AB, Rus petrolüne ambargo kararı aldı. Ancak bu karar boru hatları için değil sadece petrol tankerleri için geçerlidir.

Bu yaptırımların toplamı dünya çapında bir ekonomik savaş niteliğine ulaştı ve böylelikle emperyalist dünya sisteminin siyasi ekonomisine etki ediyor. Ekonomik yaptırımların savaşı durdurabileceğine dair saçma vaatlerin aksine, savaşın somut gidişatı üzerinde doğrudan hiç bir etkisi yoktur.

CDU lideri Friedrich Merz Rusya'ya karşı uygulanan yaptırım politikasının amacının, “bu ülkenin sanayi-askeri kompleksinin omurgasını kırmak”67 olarak görüyor.

Yani Stratejik olarak bu, Rusya'nın ekonomisini yerle bir etmek ve Rusya'nın yeni-emperyalist bir güç olarak daha da yükselmesini durdurmakla ilgilidir.

Uluslararasılaşmış üretim koşulları altında ve aralarında Çin, Brezilya, Hindistan, Mexika, Endonezya ve hatta NATO ülkesi Türkiye gibi büyük ülkelerin de olduğu toplamda dünyanın 154 ülkesinin şu ana kadar yaptırımlara katılmaması gerçeği dikkate alınırsa, NATO'nun hedeflerine ulaşması pek mümkün değil. Böylece maliye politikasına ilişkin uygulanan yaptırımlar mesela Çin tarafından SWIFT sistemi yerine kullanılan CIPS veya Rusya'nın geliştirdiği ve 400 Rus bankasının bağlı olduğu SPFS sisteminin kullanılmasıyla deliniyor. Buna örnek olarak petrol ihtiyacının yüzde 80'ini ithal etmek zorunda olan Hindistan'ın yaptırımların kararlaştırılmasından kısa bir süre sonra “Rus üretiminden gelen 3 milyon varil petrolün ithal edilmesine”68 dair bir anlaşma yapması gösterilebilir. Asya'daki, Afrika'daki ve Latin Amerika'daki birçok ülke, ülkelerinin ABD tarafından yeni-sömürgecilik yöntemiyle yağmalamasına karşı verdikleri mücadelede sözümona bir müttefik olarak gördükleri Rusya'yla ticaret yapıyorlar. Bazı ülkeler aynı zamanda kendi emperyalist emellerini güçlendirmek istiyorlar.

Ayriyeten Avrupa'nın enerji ihtiyacını karşılıyabilmesi için devreye giren yedek tedarikçi ile zorunlu hale gelen işbirliği son derece sorunlu gelişiyor. Katar ile alternatif bir gaz tedariğine dair anlaşmaya varıldıktan kısa bir süre sonra gerici Emirlik fahiş fiyatlarla 20 yıl vadeli bir satış garantisi talep etti.69 Ancak Almanya o zamana kadar çoktan fosil enerjilerden neredeyse tamamen çıkmış olmayı planlıyordu.

Batılı hükümetlerin tüm şatafatlı niyet bilidirilerinin aksine, emperyalist yaptırım politikasının ana yükünü, asıl sorumlu olan savaş çığırtkanları ve oligarklar değil, Rus kitleleri taşıyor. Sadece Moskova'da 200.000 emekçi yurtdışı şirketlerin faaliyetlerini durdurmasından ve uluslararası tedarik zincirlerinin büyük ölçüde kopmuş olmasından dolayı işini kaybetti. Daha Mart 2022'de Rusya'da enflasyon yüzde 17,3'e çıktı.70 2021 yılına kadar Almanya'nın gözde ticaret ortağı ve Almanya'nın gaz tüketiminin yüzde 55'inin tedarikçisi olan Rusya, Nisan 2022'nin ortalarında hala günde yaklaşık 2.400 gigawatt saat kapasiteli doğal gaz tedarik etmeye devam ediyordu. Onun dışında Almanya ithal ettiği kömürün yüzde 50'sini ve petrolünün takriben yüzde 35'ini Rusya'dan tedarik etti.71

Özellikle Alman enerji, kimya ve demir çelik şirketleri şu ana kadar Rusya ile sürdürülen ekonomik ilişkilerden en çok faydalanan sektörler olarak yaptırımları son noktaya kadar götürmek istemiyorlar. BASF patronu Martin Brudermüller Almanya Federal Hükümetini Rus gaz tedariğinin durdurulmasına izin vermemesi konusunda acilen uyardı: Böyle bir hamle “Almanya'nın milli ekonomisini İkinci Dünya Savaşının bitiminden sonraki en derin krize sürükleyebilir ve refahımızı yok edebilir”.72

NATO'nun ve AB'nın büyük bir birlik içinde olduğuna dair yapılan burjuva propagandasına aksine, Alman tekellerinin çatı örgütü olan Almanya Sanayi Federasyonu'nun (BDI) başkanı Siegfried Russwurm daha 7 Mart 2022'de yaptığı açıklamada ABD hükümetinin Alman ekonomisinin Çin ve Rusya'dan ayrılması talebini net bir şekilde tersledi:

Biz Amerikan hükümetinin emir kulu değildik ve olmayacağız da... (Putin'in) işlediği suçlar küresel ticaretin ve küresel iş bölümünün sonu değildir. Bizim ilkemiz soyutlanma değildir, değiş tokuş olarak kalacaktır.”73

Federal Şansölye Scholz olası bir gaz ambargosunun “bir günden öbür güne... ülkemizi ve tüm Avrupa'yı resesyona... sürükleyeceği” tehdidine katılıyor.74 Egemenlerin siyasi kitle eylemlerinden ve kriz ve savaş yükünün kitlelerin sırtına yüklenmesine karşı gelişecek olan proleter sınıf mücadelesinden duydukları korku Federal Hükümetin örgütlediği kriz yönetiminin bir itici gücü haline geldi.

Ancak en geç Nisan sonunda kararlaştırılan NATO strateji değişikliği ile Almanya Federal Hükümeti o zamana kadar var olan çekingenliğini bıraktı. Böylece Federal Hükümet savaş ve kriz yüklerini gitgide daha açık bir şekilde kitlelerin sırtına yükledi. Sadece yaptırım politikasıyla körüklediği gıda maddeleri, her türlü ham madde ve enerji ürünleri ile yapılan spekülasyonlar, enflasyonu inanılmaz derecede yükseltiyor. “Trafik lambası”75 koalisyonu tarafından halkın bir kısımı için kararlaştırılan “yükü hafifletme paketleri” sadece kısa vadeli bir rahatlatma anlamına geliyor. Şansölye yardımcısı Robert Habeck, Rusya'ya uygulanan petrol ambargosunu alaycı bir şekilde şu sözlerle haklı çıkarıyor:

Fiyatlar ileride yükseldiğinde... bu... bir küstahlık demek olacak. ... Bu ödeyebileceğimiz... ve ödememiz gereken bir bedel.”76

Sınıf işbirliği ve feragat etme propagandası psikolojik savaşın belirleyici bir parçası haline geldi. Telepolis internet portalı şunları meydana çıkarıyordu:

Enflasyonun Ukrayna savaşının bir sonucu olduğu iddiası bir yalan haberdir. Savaş başladıktan sonra ne Ukrayna'da ne de Rusya'da hiçbir hasadın iptal edilmediği direk göze çarpıyor... Doğal gaz ve petrol de daha önce anlaşılan fiyatlara Rusya'dan Batı'ya tedarik ediliyor... Fiyat oluşumu çokça iddia edildiği gibi şu anki masraflar tarafından belirlenmiyor. Bilakis fiyat oluşumu gelecekteki kâr beklentisine göre şekilleniyor.”77 Bu doğrultuda “Wirtschaftswoche” dergisi 18 Mayıs 2022'de coşkuyla şunları yazıyordu:

Petrol piyasası da... para yatırmak için ideal koşullara sahip. ... Mesela son on iki ayda... petrole yatırım yapanların ilk yatırdıkları meblağın bir varil petrolün fiyatıyla kıyaslandığında, yatırımlarını neredeyse ikiye katlayabildiklerini söyleyebiliriz.”78 Bu durum yaptırımların etkisini elbette baltalıyor. Bu bağlamda Rusya ambargolara rağmen fosil yakıtların ihracından elde edeceği gelirlere 13,7 Milyar Euro ekleneceğini hesap ediyor.79

Uluslararası üretimin yeniden örgütlenmesinin açık krizi

Yaptırımların doğrudan ekonomik yansımalarından daha önemli olan, uluslararası üretimin yeniden örgütlenme yapısındaki küresel ve dolayısıyla stratejik sarsılmalardır. Bu sarsılmaların uzun vadeli etkileri halen pek öngörülemiyor. Esas olarak koca bir tek pazarda üretim yapan ve ürünlerini satan ABD tekellerinden farklı olarak Almanya'nın uluslararası tekelleri ağırlıklı olarak yurt dışında üretim yapıyorlar ve orada azami kârlarını elde ediyorlar.80 Batının Rusya'ya karşı sürdürdüğü ekonomik savaşın iki uçlu bir bıçak gibi bir etkisi var çünkü Rusya'yı aynı zamanda yaptırımlara karşı olan ülkelerle ve özellikle yeni-emperyalist Çin ile var olan “dostane ilişkilerini” daha kararlı bir şekilde ekonomik, politik ve askeri bir bloka dönüşüceği şekilde geliştirmeye itiyor.

Böylelikle NATO'nun ve AB'nin yaptırım politikası, uluslararası üretimin yeniden örgütlenmesinin ekonomik ana koşulu olan birleşik dünya pazarının sonunu kışkırtmaktadır. Başlamış olan dünya ekonomik savaşının gelecekte büyüyeceği daha şimdiden öngörülebilir. Bu doğrultuda NATO genel sekreteri Jens Stoltenberg Mayıs 2022'de düzenlenen Davos Dünya Ekonomik Forumunda “özgürlük serbest ticaretten daha önemlidir" demagojik sloganı altında Çin ekonomisinin dünya ekonomisinden koparılmasını talep etti.81 Bugüne kadar sürdürülen uluslararası iş bölümü artık tehlikeye girmiş durumda. Bu iş bölümü aynı zamanda azami kârlar elde eden tekelci sanayi üretimi için vazgeçilmez bir zorunluluktur. Önemli birleşik üretim sistemleri parçalanıyor ve koca sanayi sektörlerinin ham maddelerden ve ara mallardan koparılmaları, onları kalıcı bunalımlara sürükleyecektir. Şu ana kadar açık olan satış pazarlarının sınırlandırılması veya onlardan tamamen vazgeçilmesi süper-tekellerin artan seri üretiminin satışını zorlaştırıyor. Bu gelişmeler savaştan önce oluşan lojistik, enerji ve ham madde krizleriyle ve tırmanan ticaret savaşıyla bir araya gelince dünya ekonomisi için oluşacak olan sonuçları öngörmek henüz mümkün değil. Almanya dışişleri bakanı Annalena Baerbock karamsar önsezide bulunarak gelecekte dünyada yaşanacak olan bir “kriz kasırgasından” bahsetmişti.82

Dünya ekonomisinde uluslararası üretimin yeniden örgütlenmesinin açık bir krize girmiş olması, emperyalist dünya sisteminin istikrarsızlaşmasını aşırı derecede hızlandırmaya devam ediyor. Dünya ekonomik savaşına geçiş, devrimci ve uluslararasılaşmış üretici güçler ile ulus-devlet temelindeki egemenlik ve üretim ilişkilerinin kapitalist örgütlenmesi arasındaki temel çelişkiyi en uç noktasına kadar keskinleştiriyor. Bu durum Üçüncü Dünya Savaşı tehlikesini büyütüyor. “»Küreselleşme« Tanrıların Günbatımı” kitabı bunu şöyle ele alıyor:

Emperyalizmin, üretimin yeniden örgütlenmesinin yolunu açmasına rağmen kendi antagonist iç çelişkileri nedeniyle asla bir dünya devletini kuramaması, onun tarihi gelişiminin göreli sınırına dayandığını ortaya koymaktadır. Modern üretici güçler, uluslararası niteliklerine uygun düşen üretim ilişkilerini istiyor, ama bu ilişkiler sadece birleşik sosyalist dünya devletlerinde gerçekleşebilir.” (syf. 571)



5. Ukrayna savaşı küresel çevre felaketine geçişi hızlandırıyor

Ukrayna krizinden önce de küresel çevre felaketine yaşanan geçiş hızlanıyordu. Neredeyse tüm emperyalist ülkeler özellikle gençlik arasında etkili olan çevreci kitle hareketine yanıt olarak çevre korunmasına dair etkili önlemlerde bulunacaklarını vaat ettiler. Ancak Rusya'nın Ukrayna'ya saldırmasından kısa bir süre sonra çevre politikası bakımından bir paradigma değişimi gerçekleştireceklerini açıkladılar. Egemenlere göre bundan böyle, şu ana kadar en önemli hedef olan iklimin korunması “güvenlik çıkarlarına”, yani üçüncü bir dünya savaşının hazırlanmasına tabi kılınmalıdır. 31 Mart'ta ABD Başkanı Biden şu açıklamayı yaptı:

Enerj ve iklim konusundaki hassasiyetimizin yerine uzun vadeli güvenliğe öncelik vermeliyiz.”83

İnsan-doğa birliğinin kasıtlı olarak imhası böylece yeni bir niteliğe ulaşıyor. Biden'ın bu demagojik talebi Alman silah endüstrisi tarafından desteklendi. Almanya Güvenlik ve Savunma Sanayisi Federal Birliği Genel Müdürü Dr. Hans Christoph Atzpodien daha 2020 yıllının sonunda yeni “sistemsel öneme” sahip olan “güvenliğin... sürdürülebirliğin ve buna göre refahın da 'anası' olduğu” ilkesini dile getirdi.84 Olaf Scholz ve hükümet ekibi Almanya'daki çevre hareketini dış ve çevre politikasının yeni rotasına göre şekillendirme görevini üstlenmişlerdi. Bu tutuma karşı, Yeşil Gençlik'e85 varıncaya kadar artan eleştirilere, felsefeci ve Almanya Ekonomi ve İklim Koruma Bakanı Robert Habeck demagojik bir şekilde “ekolojik vatanseverlik” gibi yeni bir kelime geliştirerek cevap verdi.86

Ancak Habeck'in “ekolojik vatanseverliği” sosyal-şovenizmin87 yeni bir varyantından başka bir şey değildir. Ama bu sefer işçiler ve geniş halk kitlelerinden meşru sosyal, ekonomik ekolojik ve siyasi taleplerinden vaz geçmelerini ve çevre krizinin yoğun bir şekilde büyümesine hiçbir direniş göstermeden izlemelerini bekliyorlar.

ABD emperyalizmi çevre politikasındaki U dönüşünü, bir enerji süper-gücü olma hedefini de gerçekleştirmeye çalışıyor. New York Times gazetesi, 8 Mart 2022 tarihinde ABD tarafından Rus petrolü, kömürü ve doğal gazı için ilan edilen ithal yasağı88 bağlamında şu yorumda bulunuyordu: “ABD başkanı Biden, iklim değişikliğine karşı geliştirdiği iddialı planları için insanları kazanmaktan büyük ölçüde vaz geçti ve bunun yerine mümkün olduğu kadar fazla petrol ve gaz pompalamaya odaklandı.”89

Ayrıca Biden, Avrupa'nın ABD'ye bağımlılığını güçlendirmek ve dünya ekonomisinde kaybedilen yeri ve ABD halkının hükümetine azalan güvenini yeniden kazanmak istiyor. Sadece ABD'de ülkenin Enerji Bakanlığı hidrolik kırmayı 2030 yılına kadar yüzde 15 oranında90 yükseltmeyi planlıyor. Hatta, gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu hidrolik kırmanın dünya çapında yüzde 66 oranında arttırılmasını istiyor.91

Almanya'da özellikle “Yeşiller” bunun için itaatkâr bir müttefik konumundalar. Yeşillerin Federal Ekonomi Bakanı Habeck, ABD'den hidrolik kırma yöntemi ile çıkarılan gazın ithal edilebilmesi için, daha önce partisi tarafından kesin bir şekilde reddedilen Sıvılaştırılmış Doğal Gaz Terminallerin (LNG Terminali) Brunsbüttel, Stade ve Wilhelmshaven'de inşa edilmesi için oldukça bastırıyor. Bu olaya ekolojik bir imaj vermek adına terminallerin sonradan hidrojen gazı ithalleri için de kullanılabileceği iddia ediliyor.

Doğal gaz ve hidrolik kırma yöntemi ile çıkarılan gaz sadece yakılırken oluşan CO2 ve yerin içine pompalanan kimyasallarla iklime zarar vermiyor. Aynı zamanda bir sera gazı olan metan gazının sondaj kuyularından ve boru hattındaki deliklerden büyük ölçüde sızması, iklim için son derece zararlı. Metan gazının CO2'ye92 göre 20 kat daha büyük bir sera potanseyli var ve 2019 yıllında küresel ısınmanın yüzde 16,4'üne sebep oldu.93

Alman hükümeti, Vladimir Putin'in insan hakları ihlallerine bir daha asla para sağlamayacağı, demagojik bayrağı altında, sadece gaz ve petrol tedarikini yeniden yapılandırmakla kalmadı; Katar hükümeti ile tedarik sözleşmeleri imzaladı. Maliye Bakanı Christian Lindner ise alay edici bir şekilde “Biz değerlerimizi paylaşan ticaret ortaklarına sahip olmak istiyoruz” açıklamasında bulunmuştu.94

Bunun için Katar'ın aşırı gerici Şeyhleri ve feodal-faşist rejimleri en uygun konumda! Sistematik olarak işlenen insan hakları ihlalleri, faşist terör örgütü IŞİD'in açıkça desteklenmesi ve Katar'ın Afganistan'daki faşist Taliban rejimine ideolojik ve politik yakınlığı Lindner ve Habeck'in hiç umrunda olur mu ki? Almanya'nın burjuva demokratları için dünya ekonomik savaşında şu an ki emperyalist ana rakipleri olan Rusya'ya karşı onlarla birlikte “doğru” tarafta durmak bile “değer ortağı” olmak için yeterli.

Öte yandan, Robert Habeck ve AB tarafından savunulan yenilenebilir enerjilerin genişlemesi son derece bölük pörçük kaldı ya da kesinlikle tekellere yönelikti. Örneğin, AB sınıflandırmasının 8. Maddesi, rüzgar türbini projelerinin, 500'den fazla çalışanı ve sermaye piyasası odaklı olan şirketlerin, "yeşil" olarak teşvik edilmesini öngörmektedir.95

Daha 2022 yıllının başında Federal Bakan Habeck, doğal gazın özellikle desteklenmesi gereken bir “köprü teknolojisi”96, yani yenilenebilir enerjilere bir köprü olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyordu. AB komisyonu bunu - nükleer enerjinin teşvik edilmesini de dahil ederek – derhal onayladı.97 Savaşın başlamasından sonra açıkça ortaya koyulan çevre politikasındaki bu fiyaskonun, kimin çıkarına olduğu, Alman Sanayicileri Federasyonu'nun (BDI) açıkca ortaya koyduğu şu talep göstermektedir: "ideolojik çekinceler olmaksızın, halen faaliyette olan üç nükleer santralin ve kapatılan son üç tesisin (çalışma sürelerinin) uzatılması düşünülmelidir“98

İdeolojik çekinceler olmaksızın” açık bir dille, nükleer enerjinin korunmasına ve genişletimesine dair emperyalist planların kayıtsız şartsız desteklenmesi ve böylelikle halkın sağlığının kasten ve ciddi bir şekilde tehlikeye atılması anlamına geliyor.

Nükleer enerji santralleri öngörülemeyen tehlikeler oluşturmaktadır. Tüm nükleer tesislerin yakıt elemanlarının soğutulması için güvenli bir elektrik teminine ihtiyaçları vardır. Elektriğin, mesela bir savaştan veya bir doğal afetler nedeniyle kesintiye uğrarsa, kontrol edilmesi mümkün olmayan bir nükleer erime riski oluşturur.99 Çernobil ve Fukuşima'da yaşananlar bunun tarihi örnekleri.

Nükleer enerji santrallerinin teşvik edilmesi atom enerjisinin askeri kullanımına sıkı bir şekilde bağlantılıdır. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron açıkça şunları söylüyordu:

Sivil nükleer enerji olmadan, askeri nükleer güç olmaz, askeri nükleer güç olmadan, sivil nükleer enerji olmaz.”100

Nükleer enerjinin arzu edilen yeniden canlandırılması (rönesansı) da açıkça Avrupa'yı nükleer silahlarla donatmayı amaçlamaktadır. Aynı şey, Almanya'nın NATO çerçevesindeki "nükleer paylaşımının" güçlendirilmesi için de geçerlidir ve bu, nükleer silah taşıyıcıları olarak uygun ABD‘den F-35 savaş uçaklarının satın alınmasına yansımaktadır.

Artan nükleer savaş tehlikesi

2021 yılında dokuz emperyalist atom gücü, birlikte, aşağı yukarı 13 080 nükleer silaha sahipti. Bu silahların yıkım potansiyeli matematiksel olarak ele alınırsa dünyanın bugünkü biyosferini birkaç defa imha etmek için yeterlidir. Hem NATO'nun hemde Rusya'nın emperyalist askeri stratejistleri, tıpkı 1980'li yıllarda olduğu gibi bugün de canice bir sınırlı nükleer savaş konseptini geliştiriyorlar.

Rusya Devlet Başkanı Putin açık açık nükleer silahlarını kullanacağına dair tehditlerde bulunurken101 ABD başkanı Biden, ABD'nin nükleer silahlarıyla ilk vuruşu yapacağına dair iddiasını teyit etti.102 Nükleer silahlarla donatılmış olan hipersonik “Dark Eagle” füzeleri Almanya'dan Moskova'ya 21 dakika ve 30 saniye gibi bir sürede ulaşabilip Rusya'nın başkentini haritadan silebilir.103 Mart 2022'den beri ABD askerleri bu sistem ile tatbikatlar yapıyor.104 Bugüne kadar nükleer savaşın reddedilmesi üzerinde çevre ve barış hareketinde herhangi bir tartışma gerektirmeyen bir fikir birliği vardı. Ancak Greenpeace'in 31 Mart 2022'de yayınladığı bir makale “'sınırlı' bir nükleer savaş olasılığına”105 onu hafifseyen bir çevreci etiketi veriyordu:

"Taktiksel nükleer silah kullanıldığında ... ısı, basınç dalgaları ve radyasyon muhtemelen birkaç kilometre ile sınırlı olacaktır." 106

Gerçekte, her bir nükleer silah, taktiksel bile olsa, yüzlerce kilometrekarede muazzam yıkım, dev boyutlarda hasar ve kitlesel ölümler getirir. Nükleer konusunda uzman olan Nina Tannenwald, saçma atomik akıl oyunlarına açıklık getiriyor:

"'Küçük bir patlayıcı güce' (0,3 kiloton) sahip bir nükleer silah bile, geleneksel bir patlayıcının çok ötesinde hasara neden olur. ... Radyoaktif serpinti havayı, toprağı, suyu ve gıda kaynağını kirletecektir." 107

"Mini nükleer silahlar" olarak önemsizleştirilen nükleer silahlar, nükleer bir saldırıyı daha az tehlikeli yapmaz, hatta daha fazla gerçek bir seçenek haline getirerek - kontrol edilemeyen bir tırmanışın sonucu olurlar.

Emperyalistlerin sağduyusunun nükleer bir savaşa izin vermeyeceği yanılsaması, son derece yaygın ama oldukça tehlikelidir. Tüm çevreciler ve barış eylemcileri, çevreyi kurtarmak için verdikleri mücadeleyi emperyalist savaşa karşı mücadeleyle birleştirmeli ve dünya çapında tüm Nükleer, Biyolojik ve Kimyasal (NBK) silahlarının yasaklanması ve imha edilmesi talebinin yaşama geçirilmesi için  sorumluluk üstlenmelidirler.

Enerji ve hammadde kaynakları için tehlikeli rekabet

Küresel çevre hareketi, yenilenebilir enerjilerin genişletilmesi konusunda tekellerden ve hükümetlerden bazı vaatler ve tavizler almayı başardı. Günümüzde bol miktarda bulunan ve enerji depolamanın yanı sıra rüzgar, güneş ve diğer alternatif enerjiler temelinde endüstriyel olarak düşük maliyetle üretilebilen enerji,insan ve doğanın birliğini amaçlayan sosyalizmin kapsamlı maddi hazırlığının bir parçasıdır. Bununla birlikte, tekellerin egemenliği altında, bu bilimsel ve teknik ilerleme potansiyeli yaşama geçemez, aksine, dünya pazarında lider olmaya yönelik azami kâr getiren bir işletmeye dönüşür.

Şu anda tüm güneş pillerin yüzde 98'i Asya'nın yeni-emperyalist ülkelerinde üretiliyor, hatta bunların yüzde 77,7'si Çin tekelleri tarafından imal edilirken108, ABD ve AB tekellerinin bu alandaki payı ise gittikçe geriledi.109 Rüzgar santallerinin üretiminde AB tekelleri Vestas, Siemens-Gamesa, Nordex ve Enercon yüzde 29,7 gibi bir orana sahip olmalarına rağmen, santrallerin yüzde 54,6'sını imal eden Çin'in gerisinde kalıyorlar. Bu alandada sadece yüzde 11,7'lik bir paya sahip olan ABD çok geriye düşmüş durumda.110 Ukrayna kriziyle birlikte enerji ve hammadde kaynakları için emerpyalistlerin arasında süren rekabet doruğa çıktı.

Emperyalist ekolojizmin (çevreciliğin) açık krizi

Emperyalist ekolojizmin bugüne kadarki varyantları açık bir krize girdi. Onların kılavuz savı “ekolojinin ve kapitalist ekonominin” sözümona “birliği”. 2015 Paris İklim Anlaşması'nda uzun zamandır ulaşılamayan 1,5 dereceden fazla olmayan küresel ısınma hedefinin propagandacı putlaştırılması da açıkça başarısız oldu.

Genelde hafifseyici bir tutuma sahip olan BM Dünya İklim Konseyi bile 2021'den beri insanlığı ölümcül sıcak dalgalarıyla tehdit eden küresel bir sıcaklık dönemiyle uyardı.111 Şubat 2022'de BM Dünya İklim Konseyi an itibariyle 3,6 milyar insanı tehlikeye sokacak olan kontrolsüz “zincirleme reaksiyonları” tehlikesini ön gördü. Bu durum uluslararası enerji ve ham madde tekellerinin hiç umrunda değil. Daha fazla Fosil yakıt çıkarmaktan ve artan sömürüsünden vaz geçmeyi hayal dahi etmiyorlar. 2017 yılında sadece 100 süper-tekel, dünyanın tüm sanayisel CO2 emisyonların yüzde 71'ine sebep oluyordu.112 2008-2020 yılları arasında kömür üretimi yüzde 16,6113, petrol üretimi yüzde 4,1114 ve doğal gaz üretimi yüzde 27115 oranında arttırıldı.

Bilinçli olarak tetiklenen gıda ve açlık krizleri

Rusya ve Ukrayna birlikte ayçiçek yağının yüzde 64'ünü, buğdayın yüzde 23'ünü ve mısırın yüzde 18'ini üretiyor ve dünye gıda ihracatının önemli bir bölümüne sahiptirler.116 Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısı küresel çapta hayati bir öneme sahip olan gıda üretimini ve dağıtımını yok edip gasp ediyor. BM Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) verilerine göre sadece Nisan 2022'nin sonunda neredeyse 25 milyon ton buğday Ukrayna'dan Rus ordusu tarafından ve mayınlanmış limanlardan engellendiği için çıkarılamıyordu.117 Ayrıca bu hayati öneme sahip olan gıdanın Asya ve Afrika'daki birçok ülkeye ihracatını büyük ölçüde kısıtlayan emperyalist yaptırım politikası da ekleniyor.

Bundan dolayı yayılan besin krizi sıçramalı bir şekilde geniş çaplı ekonomik, politik ve sosyal sonuçları olan ulusötesi sıçramalı bir açlık krizine tırmanıyor. Dünya çapında günümüzde zaten 811 milyon insan açlık çekiyor ve iki milyar insan yetersiz beslenmeden muzdarip.118 Şubat 2022'den beri gıda fiyatları tüm dünyada tırmanıyor.119 Temel gıda ürünlerindeki kıtlaşmayı kendi çıkarlarına göre en iyi şekilde istismar etmek için AB'nin tarım tekelleri kendi tahıl üretimlerinin genişletilmesi ve gıda fiyatlarının aşırı derecede artması için bastırılıyorlar.

Bunun için tarımda çevrenin korunması için uygulanan “rahatsız edici” yükümler kalkmalıymış. Mevcut federal hükümetin koalisyon anlaşmasında ilan edilen biyolojik çeşitliliğin120 korunmasına yönelik hedefler; 2030 yılına kadar tarım arazilerinin yüzde 25'inin organik olarak işlenmesi, 2023'ten itibaren tarım arazilerinin yüzde dördünün nadasa bırakılması ve pestisit kullanımının yarıya indirilmesi gibi planlar çekmecede kayboluyor.121 Bu, dünya çapında dramatik bir şekilde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan bir milyondan fazla türün göz önünde bulundurulduğunda yıkıcıdır.

Doğal kaynakların pervasızca sömürülmesi

Dünya çapında 2021 yılında iki milyar doları aşan silahlanma harcamalarıyla birlikte122 artan silahlanma ve özellikle savaşın kendisi, çevre krizinin belirleyici faktörleridir. Sadece on binlerce insanın hayatının ve milyonlarca insanın yaşam koşullarının yok edilmesiyle kalmıyor, biyosfer de hızlanmış bir şekilde tahrip ediliyor, hammaddeler israf ediliyor ve küresel ısınma artıyor. ABD silahlı kuvvetleri tek başına orta ölçekli bir sanayi ülkesi olan İsveç'ten daha fazla CO2 salıyor.123 Buna, askeri üslerin ve askeri sevkiyatların neden olduğu kaynakların israfı, toprak ve suyun kirlenmesi ve çölleşmesi de söz konusudur.

Savaştan dolayı Ukrayna'da bölgesel bir çevre felaketi gelişiyor. Donbass bölgesi, 248 madenden, 177 tehlikeli kimya tesisinden ve radyoaktif maddeler kullanan 113 tesisten oluşan 900 büyük sanayi tesisi ile dünyanın en kirli bölgelerinden birisidir.124 2021 yılına kadar, bilhassa maden ocaklarının su ile doldurulması nedeniyle yeraltı sularının büyük ölçüde kontaminasyonu sonucu, yaklaşık 3,4 milyon insan temiz suya erişemiyor.125 Mariupol'deki çelik fabrikalarının bombalanması muazzam miktarda ultra-toksini ve ağır metal çevreye saçıldı. Böylece tüm bölgeler uzun bir süreliğine yaşanmaz hale gelebilir.

Ekolojik dünya krizinde emperyalist dünya sisteminin tüm çürümüşlüğü ve köhneleşmiş olduğu ortaya çıkıyor. Kitlelerin, işçi sınıfının önderliğinde gerçek sosyalizmin perspektifiyle toplumu değişitiren bir çevre mücadelesi vermesi için, bu gelişimin tanınması ve bilinçli bir şekilde özümsenmesi belirleyicidir.



6. Oportünizmden sosyal-şovenizme geçiş

2022 yılının başından beri kitleleri emperyalist bir savaşa kazanmak için dünya genelinde kamuoyunun psikolojik savaşla manipülasyonu başladı.

Ulusötesi sosyal-şovenizm, Ukrayna savaşının başlamasıyla birlikte 24 saat kesintisiz bir şekilde etki ederek yeni bir boyut kazandı. Her emperyalist ülke, tekelleşmiş kitle iletişim araçları aracılığıyla resmen açık savaş kışkırtıcılığına kadar giden bir dezenformasyon savaşını hızlandırılmış bir şekilde başlattı. “Burjuva ideolojisinin ve oportünizmin krizi” kitabı şunu kanıtlıyor:

Kriz dönemlerinde krizlerin maliyeti ve yükü kitlelere yüklendiğinde, burjuvazi devrimci gelişmelere karşı mücadele ettiğinde veya savaşa yöneldiğinde – yani kısacası: Çelişkiler keskinleştiğinde, oportünizm yasal olarak sosyal-şovenizme geçer. Onun yol gösterici ilkesi, işçi sınıfının, burjuvazinin milli sınıf çıkarlarına tamamen tabi olmasının propagandasını yapmaktır.”126

Ukrayna savaşından daha bir yıl önce, yani 19 Şubat 2021'deki Münih Güvenlik Konferansı çerçevesinde ABD başkanı Joe Biden, ABD'yi ve diğer emperyalist NATO ülkelerini “Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne sahip çıkmaya” çağırdı.127 Biden, burjuva analistlerinin çoğunluğunun durumu olduğundan güzel göstermeye çabalarının aksine Donald Trump'ın “Önce Amerika”-politikasından vaz geçmedi, hatta onu ABD'nin hegemonik bir güç olma iddiasının stratejisi ve taktiği haline gelecek şekilde sistemleştirdi. Bu politikanın özünü gizlemek amacıyla, bu projeyi şovenist ve sosyal-şovenist bir iki yüzlülük ile Batılı demokrasilerin savunması olarak lanse ediyor.

Bütün bunlar küçük burjuva-sosyal-şovenist düşünce tarzının yayılmasının yeni bir seviyeye ulaşmasına neden oldu: Buna göre uluslararası işçi sınıfı mümkün olduğu kadar vatanseverce davranıp kendi ülkesindeki emperyalist sömürü ve savaş kışkırtıcılığıyla özdeşleşmeli. Proleter sınıf çıkarlarını gerçekleştirmeye çalışmak, üçüncü dünya savaşının hazırlanmasına karşı aktif direnişe katılmak ve uluslararası sosyalist devrimin hazırlanmasına yönelmek yerine, işçi sınıfının “kötünün iyisiyle” yetinmesi isteniyor, yani sözde Rus veya Çin emperyalizminden çok daha “iyi” olan ABD veya batı Avrupa emperyalizminin “demokrasisiyle”.

Rusya devlet başkanı Vladimir Putin de Ukrayna'ya saldırmadan uzun bir süre önce Rus halkı içinde küçük-burjuva-sosyal-şovenist düşünce tarzını körüklüyordu. „Ruslar ve Ukraynaların tarihsel birliği“ hakkındaki makalesinde etnik demagoji yaparak şunu yayıyordu:

Ruslar, Ukraynalılar ve Beyaz Ruslar eskiden Avrupa'nın en büyük devleti olan tarihi Rus dükalığın torunlarıdır.“128

Böyle bir Büyük Rus şovenizmiyle Putin yalnızca Ukrayna'nın işgalini ideolojik olarak hazırlamakla kalmadı, aynı zamanda yeni fetihlerin zeminini de bu şekilde hazırlıyordu. Ancak etnik-milliyetçi hezeyan içinde (eski) Kiev Knezliğinin özellikle Ukraynalı aşiretlerin birleşmesinden oluşan feodal bir devlet olduğunu görmemezlikten geliyor. Sonraki yıllarda Rus Çarları Rus olmayan halkları ve bölgeleri zorla imparatorluklarına dahil ediyorlardı ve Rusya'yı bir halklar hapishanesine çeviriyorlardı.

Savaşan iki emperyalist taraftan herhangi birini savunan herkese, Lenin'in emperyalist savaşların ortaya çıkışına ilişkin yanıltıcı açıklamalar hakkında net olarak belirttiği şeyi sakın unutmamalıdırlar:

İlk askeri saldırıyı hangi grubun gerçekleştirdiğinin ya da hangi grubun önce savaş ilan ettiğinin, sosyalistlerin taktiğinin belirlenmesinde hiçbir önemi yoktur. Anavatanı savunma, düşman saldırısına karşı koyma, savunma savaşı vs. söylemleri halkı aldatmaktan başka birşey değildir.“129

ABD-emperyalizminin propaganda mekanizması özellikle 212 ülkede yayın yaparak 1 milyardan fazla insanı etkileyen haber kanalı CNN International üzerinden çalışıyor.130 Rus yeni emperyalistleri, Russia Today (RT), Sputnik ve “trol ordusu” olarak bilinen “sosyal ağlarda” yayılan amaçlı mesajlar aracılığıyla 100'den fazla ülkede saldırganlık savaşını övüyorlar.131 RT'nin sadece Latin Amerika'da neredeyse 30 milyon takipçisi var. „Alman … bakış açısı“nı“132 32 dilde ve dört kıtaya dağılmış olan 289 milyon „kullanıcı-bağlantısı“ üzerinden özellikle Deutsche Welle yaymaktadır.

Dünyanın dört bir yanından gelen basın mensupları, sabahtan akşama kadar savaş ortamından „canlı“ yayınlar yapıyorlar: Bombalanan evlerin ve perişan haldeki Ukraynalı çoçukların dehşet verici görüntüleri, Rus ordusunun işlediği vahşetlerin fotoğrafları, mağdurlarla yapılan röportajlar – bütün bunlar objektif bir şekilde bilgilendirildiğimizin ve olayların çok yakınında olduğumuzun izlenimi veriyor. Ancak hiç bir zaman Ukrayna'nın askeri operasyonları hakkında askerlerin „kahramanca“ direndikleri dışında bir bilgi aktarılmıyor.

Bu bağlamda medya öncelikle duyguları seferber etmeye çalışıyor. Silah sevkiyatları böylece umulmadık bir şekilde tamamen ahlaki bir soruya ve şefkat, empati ve dayanışmanın alternatifsiz bir ifadesine dönüştü.

Almanya'da, haberlerin ve tartışma programların genel militaristleştirilmesi yeni bir olguydu. Sanki normal bir şeymiş gibi yüksek rütbeli askerler her gün röportajlar veriyorlardı ve halk kitleleri ile Alman emperyalizminin savaş rotasına dair stratejik düşüncelerini paylaşıyorlardı. Burjuva basın sansürü haftalarca tüm muhalif, ilerici veya pasifist görüşlerin temsilcilerini dışladı. Konuşmalarına tek tük izin verildiğinde ise genelde “Putin'in dostları” olarak aşağılandılar. Tartışma programlarının sunucularına “eleştirel sorular” çoğunlukla “sağdan” iletiliyordu. Sunucular, Volodimir Selenski'nin ve Almanya'daki büyükelçisi olan Andrij Melnyk'in büyük silah sevkiyatlarının gerçekleştirilmesi lehine yaptıkları kışkırtıcı propagandaları çoğunlukla eleştirisiz bir şekilde aktardılar.

Sosyal-şovenist rotaya geçiş ile tüm reformist partilerde kriz süreçleri gelişti: “Yeşiller” partisi daha 2021 yılındaki Federal Seçimler için çıkardığı programda “savaş bölgelerine Avrupa'nın silah ihracatlarını durdurma” sözünü vermişti.133

Fakat yeni hükümet sorumluluğu Almanya'nın dış politika stratejisindeki değişimin “şekillendirilmesi” görevini de beraberinde getirdi. Daha önce “Yeşiller” partisinin “sol” kanadının sembol karakterlerinden biri olarak bilinen Anton Hofreiter de en büyük kışkırtıcılardan biri olarak ortaya çıktı. O, Rus yeni-emperyalizminin “acımasız-vahşi karakterine” cevap olarak, Alman emperyalizminden “reelpolitiğin en acımasız şekilde” uygulanmasını talep etti.134 Onun gerici pragmatizmi, eski nükleer enerji karşıtı135 Hofreiter'i en kısa zamanda radikal bir savaş kışkırtıcısına dönüştürdü.

Yeşiller” partisinin bu durumdan dürüstçe endişe duyan 89 üyesi, haklı ancak başarısız bir şekilde parti yönetimini şöyle uyardılar: “Gerilim tırmandığında ne yapacaksınız...? O zaman NATO'nun nükleer silahlarını Rusya'ya karşı kullanacak mısınız?”136

Sol-reformist “Sol Parti'nin/ Die Linke” yıllar boyunca yeni-emperyalist Rusya'yı hafifesemesi açık bir şekilde iflas ettikten sonra, parti, varlığını tehlikeye sokan bir krize girdi. Parti içinde Federal Hükümetin silahlanma programı konusundaki çelişkiler arttı. Partinin Federal parlamentodaki fraksiyonunun oy verme davranışının aksine “Sol Parti'nin” bazı önde gelen temsilcileri hükümetin bu silahlanma programını gayretli bir şekilde destekledi.

Bu bağlamda Thüringen eylalet başkanı Bodo Ramelow (“Sol Parti”) 2 Mart 2022'de Gera'da düzenlenen bir barış mitinginde şu ifadeleri kullandı: “Savaştayız... Şimdi askeri olarak hareket etmenin zamanı.”137 Ramelow, aynı zamanda partisine hala üye olan birçok savaş karşıtlarını şiddetli bir şekilde eleştirdi: „Sürekli sadece NATO'yu kötülemek hiç bir sorunu çözmez.“138

Böylece „solcu“ geçinen bir eyalet başbakanı, Alman emperyalizmine olan koşulsuz sadakatini göstermiş oluyor. Aynı Ramelow hiç utanmadan 14 Ocak 2019 tarihinde çok sayıda medya mensubunun önünde KPD'nin139 kurucu ortaklarından biri olan Karl Liebknecht'in mezarına çiçek koydu. Bugün son derece güncel olan: „Bu sisteme ne bir adam ne de bir kuruş!“ sözü Karl Liebknecht'e aittir.

Şovenizmin yayılması o kadar ileri gidiyor ki, çoğu zaman sol-liberal olarak tanınan medyada bile, faşizm büyük ölçüde önemsizleştiriliyor. 20 Mayıs 2022 tarihinde Ukrayna'nın Almanya büyükelçisi Andriy Melnyk, Redaktionsnetzwerk Deutschland yayın ağında katıldığı tam sayfalı bir röportajda faşist Azov taburunu tamamen zarasız ve „cesur savaşçılar“ olarak gösterdi.140 Burada faşist SS'in sembollerini kullanan, 2014'ten beri Donbas'daki insanlara karşı savaş suçlarının işlenmesine katılan ve daha bir kaç yıl öncesine kadar açıkça faşist ve antisemit bir şekilde „dünyanın beyaz ırklarının... samilerin önderliğindeki alt insanlara karşı haçlı seferinin“141 ilan edilmesini savunan Andrij Biletskyj gibi başta gelen bir komutana sahip olan bir taburdan bahsediyoruz. Azov taburunun ana finansörü Ukrayna'nın ikinci büyük tekelci kapitalisti ve oligarkı İhor Kolomojski, aynı zamanda Zelenski'nin seçilmesini de belirleyici bir biçimde destekledi142 ve hatta onun büyümesini, kendi özel televizyon kanalı olan 1+1'de sağladı.

Finlandiya'nın NATO'ya üye olması, tartışma programlarında dua çarkından tekrar tekrar okur gibi meşru kılınmaya çalışılıyor: bunun altını çizmek için, 1939/40 yıllarında Finlandiya'nın Sovyetler Birliğine karşı sözde kahrmanca savaşmasının tarihi de öne sürülüyor. O zaman, gerici Finlandiya hükümeti - faşizm yanlısı ve emperyalist hükümetler adına - Sovyetler Birliği için kesinlikle gerekli ve Finlandiya için avantajlı olan sınır düzeltmeleri konusunda sosyalist Sovyetler Birliği ile ciddi müzakereleri kabul etmeyi reddetmişti. Bu, özellikle Leningrad'ı, Hitlerci faşistlerin yaklaşan işgalinden korumakla ilgiliydi. Bunun yerine Finlandiya, Rus sınır muhafızlarına saldırdı. Sovyetler Birliği, aşırı gerici general Mannerheim tarafından yönetilen Finlandiya ordusuna karşı kazandığı zaferin ardından ülkeyi işgal etmekten vaz geçti. Finlandiya hükümeti ise sadece bir yıl sonra Hitler'in Sovyetler Birliğine karşı başlattığı faşist savaşa katılarak bunun için „teşekkür etti“.

Sadece proleter sınıf bakış açısı, şovenist, sosyal-şovenist ve anti-komünist argümanların gizli maksatlarını anlamada ve doğru sonuçları çıkarmada bir pusula olarak yardımcı olur. Savaşın süresi uzadıkça, savaşa ve onun genişlemesine karşı tavırlar da artıyor. Mart 2022'nin ortasında yapılan anketlerde Alman halkının yüzde 67'si Ukrayna'ya yapılan silah sevkiyatlarını onaylıyordu.143 3 Mayıs tarihinde ise artık ankete katılanların sadece yüzde 46'sı saldırı silahlarının gönderilmesinden yanaydı.144 NATO'ya ve Federal Hükümetin savaş politikasına yönelik eleştirel sesler artan bir şekilde yükseliyor.

Egemenler, emperyalist savaş için kitleleri kalıcı bir şekilde kazanamazlar! Bunu silah sevkiyatlarını reddetmenin „yardım yükümlülüğünün yerine getirilmemesi“ anlamına geldiği ve Ukrayna halkını Rus saldırganların dizginsiz şiddetlerine teslim ettiği gibi iddialarla bile başaramıyorlar! Durum ne kadar karmaşık olursa olsun, emperyalist uluslar ve onların ittifakları arasındaki savaşlar hiçbir zaman halklara yardım etmek ve dayanışma göstermek amacıyla yürütülmemiştir! Buna tek bir alternatif var: Hem Ukrayna hem de Rusya gibi, kendi düşmanlarını yok etmek amacıyla bu savaşı yürüten hükümetlerine karşı, bu ülkelerin sömürülen ve ezilenlerinin devrimci mücadelesidir. Lenin, tam da Birinci Dünya Savaşı'nın ortasında, uluslararası işçi sınıfına, oportünistlere ve sosyal şövenistlere karşı ideolojik mücadeleye ilişkin şu tavsiyelerde bulundu:

Burjuvalar ve işçi hareketindeki taklitçileri … genelde soruyu bu şekilde ortaya atıyorlar: Ya ülke savunmasının görevlerini esaslı bir şekilde tanırız ya da ülkemizi savunmasız bırakırız. Bu sorunun böyle ortaya atılması tamamen yanlıştır. Gerçekte soru şudur: Ya emperyalist burjuvazinin çıkarları uğruna kendimizi katlettireceğiz ya da sömürülenlerin çoğunluğunu ve kendimizi sistematk bir şekilde … savaşları genel anlamda sonlandırmaya hazırlayacağız.“145



7. Emperyalist Dünya düzeninin hızlanan istikrarsızlaşmasında yeni bir aşama

İkinci Dünya Savaşının sona ermesinden sonra ilk defa 2022 yılında emperyalist güçler ve güç blokları arasında direkt bir askeri çatışma yaşandı. Bu, yedi onyıldır devam eden emperyalist barış sürecine son vermiş oldu. Bugüne kadar elbette emperyalist ülkelerin orduları tarafından istilalar veya vekalet savaşları yaşanmıştır ancak tüm vahşetlerine, insan hayatlarının, üretim ve yaşam alanlarının yok edilmesine rağmen sadece sınırlı, dünya siyaseti açısından tali bir rol oynadılar.

Ukrayna savaşıyla ve Üçüncü Dünya Savaşının akut tehlikesiyle birlikte kapitalizmin genel krizi çerçevesinde emperyalist dünya düzeninin hızlanan istikrarsızlaşmasında yeni bir aşama gelişti. Bu durum, devrimci bir dünya krizinin zeminini hazırlıyor. Böylelikle emperyalizmin genel krizi yeni bir nitelik kazanıyor. Emperyalist dünya düzeninin tüm temel çelişkileri, sıçramalı bir şekilde şiddetleniyor.

Açık dünya krizi

Ukrayna'daki çatışma ile açık bir siyasi, ekonomik, ekolojik ve askeri dünya krizi patlak verdi. Bu yeni başlangıç noktası devrimci sınıf mücadelesindeki görevleri birdenbire değiştirdi.

  1. Siyasi olarak açık dünya krizi kendini o döneme kadar çok kutuplu olan yapının evrensel ve kontrolsüz bir şekilde işlememesinde kendini gösteriyor. Bu, şu anda var olan emperyalist dünya düzenini ve kurumlarını temelden sorguluyor. Uluslararası hukuğun, insan haklarının ve uluslararası çapta geçerli olan silahsızlanma anlaşmalarının zahmetli bir şekilde yazılan maddeleri birden bire artık üzerinde yazılı oldukları kağıdın değerinde bile değiller. BM, NATO veya AB gibi uluslararası örgütler tek tek ülkelerin ulusal çıkarlarının patlak veren karşıtlığından146 dolayı az çok açık krizlere girdiler. Bu bağlamda BM'nin 193 üye ülkesinden 53'ü 24 Mart 2022 tarihinde Genel Kurulun, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşa derhal son vermesine dair çağrıda bulunan bir önergeye onay vermeyi reddetti.147 Tam da bugüne kadar küresel çapta 1 numaralı savaş tetikçisi olan ABD, paralize olan BM'nin yerine ABD tarafından domine edilen bir “Demokrasilerin İttifakı”nın kurulmasını önerdi.148

2. Ekonomik açıdan 2018 yılında başlayan ve bu arada daha da derinleşen dünya ekonomik ve mali krizi temelinde uluslararası üretimin yeniden örgütlenmesinin açık bir krizi oluştu.

3. Açık dünya ticareti sorgulanacak hale geldi. Bir ticaret savaşı patlak verdi ve Rusya'ya karşı yaptırımlar, az ya da çok tüm emperyalist ülkelerin doğrudan ya da dolaylı olarak dahil olduğu bir dünya ekonomik savaşına dönüştü.

4. Ekolojik açıdan nitel sıçrama kendini askeri politikanın açık bir şekilde bugüne kadar uygulanan çevre politikasına üstün tutulmasında gösterdi. Bu yönelim, emperyalist savaş ile birlikte küresel çevre felaketine geçişin tüm bileşenlerini dramatik bir şekilde şiddetlendiriyor.

5. Askeri dünya krizi, uluslararası diplomasiyi ve bugüne kadar ki öncülü olan pasifizimi ve emperyalist barışı boşa çıkarıyor. Onun yerine neredeyse tüm emperyalistlerin az ya da çok, açıkça üçüncü dünya savaşına aktif bir şekilde hazırlanmaları geçti.

6. Bu bir takım ülkede devlet aygıtlarının faşistleştirilmesinden faşizme geçişe kadar uzanan büyük bir sağcılaşma ile bağlantılı.dır

7. Onyıllardır ilk defa hem Rusya hem de ABD/NATO nükleer bir savaşı aktif bir şekilde hazırlıyorlar, bunu bilinçli bir şekilde tartışmaya açıyorlar ve tehlikeleri soğukkanlılıkla göze alıyorlar.

8. Bir dünya savaşı için aktif hazırlıklara geçiş, Almanya'daki hem Alman mali sermayesi hem de hükümet ve burjuva partileri içindeki toplumsal çelişkileri şiddetlendirmektedir. Ayrıca halk kitlelerinin hükümete ve burjuva partilerine olan güven krizi de büyüyor.

9. Burjuva ideolojisinin krizi özellikle temel yaşam yalanlarının açık krizi olarak derinleşiyor. “Barışı hedefleyen dış politika”, “ticaret yoluyla değişim” ya da emperyalist ekolojizmin sayısız varyantları gibi yaşam yalanları bugüne kadar değişmez olarak görülüyorlardı. Federal Hükümetin “sosyo-ekolojik transformasyon” gibi gelştirdiği yeni yaşam yalanları yaratıldıktan kısa bir süre sonra etkilerini kaybediyorlar.

10. Bu güne kadar ki krizler birbirlerini karşılıklı olarak şiddetlendiriyorlar: dünya ekonomik ve mali krizi, yeniden-üretim sürecindeki farklı yapısal krizler, borçlanma krizi, küresel çevre felaketine hızlandırılmış geçiş, burjuva mülteci politikasının krizi ve burjuva aile düzeninin krizi, sayısı gittikçe artan ülkelerdeki açlık krizleri, şiddetli bir şekilde artan enflasyon veya dünya çapındaki sosyal krizler. Bunlar, dünyanın çoğu ülkesinde uluslararası bir toplumsal kriz eğilimi içinde yoğunlaşıyor.

11. Çağımızın kapitalizm ve sosyalizm arasındaki temel çelişkisi, uluslararası çapta akut bir şekilde çözümünü zorlamaktadır. Bu, gerçek anlamdaki sınıf mücadelesine geçişin nesnel temelidir.

Lenin devrimci bir durumun genel özellikleri hakkında şunları yazdı:

Şu üç ana özelliğe işaret edersek, kesinlikle yanlış yapmış olmayız: 1) Egemen sınıflar için, egemenliklerini değişmemiş bir biçimde sürdürmenin olanaksızlığı; “tepedekilerin” şu ya da bu krizi, egemen sınıfın politikasının krize düşmesi ve ezilen sınıfların hoşnutsuzluğunun, öfkesinin, bu krizin yol açtığı çatlağı yararak patlaması. Bir devrimin patlak vermesi için, genellikle “yönetilenlerin yönetilmek istememesi” yetmez, aynı zamanda “yönetenlerin eskisi gibi yönetememeleri” de gerekir; 2) ezilen sınıfların yoksulluk ve sefaletinin alışılmış ölçülerin üzerine çıkması; 3) “barışçıl” dönemlerde kendilerini sessizce sömürten, fakat fırtınalı bir dönemde, kriz koşulları sayesinde, fakat aynı zamanda bizzat “tepedekiler” tarafından bağımsız tarihsel eyleme zorlanan kitlelerin eylemliğinde – sözünü ettğimiz nedenlerden kaynaklanan – öneml bir yükselmenin kaydedilmesi.“149

Devrimci olmayan durum aşamasından akut devrimci durum aşamasına geçiş, her şeyde önce, özellikle nesnel faktörler sebep olur. Öznel faktörün nesnel faktör ile uyuşması birdendire gerçekleşmez, ancak krizleri hafifletmeye yönelik alınan tedbirlerden ve kamuoyunun manipüle edilmesinden dolayı uzun süreli önce siyasi sonra da devrimci bir mayalanma süreci olarak gelişir. Devrimci bir dünya krizinin gelişmesi, büyük ölçüde, uluslararası sanayi proletaryasının sınıf bilincinin gelişmesine bağlıdır. Sanayi proletaryası, mücadelelerini uluslararası düzeyde koordine etme, devrimcileştirme ve halk kitlelerinin aktif direnişine öncülük yapma yeteneğini kazanmalıdır. Bu sürecin azimli, derin düşünceli ve istikrarlı bir şekilde gerçekleşmesi için belirleyici faktör tüm toplumu etkiliyebilen marksist-leninist partilerin oluşması ve güçlendirilmesidir.

Bununla birlikte, devrimci uyanıklık, kitlelerin düşük bilinçli kesimleri arasında gerici ve hatta faşist bir tabanın gelişmesi olasılığını da hesaba katmalıdır. Bu, ideolojik alanda gerici antikomünizm ile geleceğe yön verici bilmsel sosyalizm arasında doruğa tırmanmış çelişkiyi gösteriyor.

Hiç kimse Ukrayna'daki emperyalist savaşın somut gidişatını kestiremez. Ama savaşın, savaşan taraflarca bilinçli bir şekilde şiddetlendirilmesi ve kendi öz dinamiği, askeri çatışmanın üçüncü bir dünya savaşına geçmesine yol açacaktır. Bunun altında geçmişte Clausewitz'in keşfettiği bir yasa yatıyor:

savaş bir şiddet hareketidir ve bu şiddetin sınırı yoktur. Diğer taraflardan her biri diğerine iradesini kabul ettirmek ister, bundan da karşılıklı bir eylem doğar ki, kavram olarak ve mantıken, sonuna kadar gitmeyi gerektirir.”150

Emperyalist dünya düzeninin hızlandırılmış istikrarsızlaşmasındaki bu aşamada esas olarak sadece iki seçenek var: Üçüncü bir dünya savaşının patlak vermesi ya da uluslararası sosyalist devrimin gerçekleşmesi.

Bu değerlendirme, toplumsal gelişimin yasalarına göre yapılmıştır ve kamuoyunun manipüle edilmesinde bu gelişmenin keskinliğinin sürekli hafifsenmesini eleştiriyor. Bu aşamanın, kitlelerin direnişinden, emperyalistlerin arasındaki çelişkilerden veya savaşan tarafların birinin teslim olmasından dolayı durdurulması da mümkün. Ancak bu durumda bile Ukrayna savaşından önceki döneme basit bir geri dönüş olmayacaktır. Ancak bu aşama devam ettikçe, uluslararası sosyalist devrimin stratejisi ve taktiği akut üçüncü dünya savaşı tehlikesine karşı yönelmelidir. Bu strateji ve taktik, kendine, devrimci olmayan durum aşamasından devrimci durum aşamasına geçişi dünya çapında hızlandırma hedefini koymalıdır. Emperyalist hükümetlerin üçüncü dünya savaşını aktif bir şekilde hazırlamaları, çevrenin hızlandırılmış bir şekilde yok edilmesi ve kriz ile savaş yüklerinin kitlelere yüklenmesi, halkı emperyalist dünya düzeni ile gittikçe açık bir çelişkiye itecek ve mücadelelerinin gelişmesine yol açacaktır.

Dünyadaki tüm marksist-leninistler emperyalist dünya düzeninin açık krizini uluslararası sanayi proletaryasının ve geniş kitlelerin devrimcileştirilmesi adına kullanmak için ellerinden gelen herşeyi yapmalıdır.



8. Üçüncü Dünya Savaşına karşı aktif direniş

İşçi sınıfının ve geniş kitlelerin bilinci, örgütlülüğü ve mücadele tecrübeleri hiç şüphesizki günümüzde henüz emperyalist dünya düzeninin hızlandırılmış istikrarsızlaşmasına ayak uyduramamıştır. Emperyalist çekirdek ülkeler kriz yönetimleri için, ülkelerin çoğundaki temel yönetme yöntemi olan uluslararasılaşmış küçük-burjuva düşünce tarzı sisteminin şaşırtma, örgütlülüğü sarsma ve moral bozma hamleleri için hala önemli ölçüde maddi kaynaklara sahip. Aynı zamanda devrimci partilerin ve onların uluslararası işbirliklerinin zayıflıklarını kullanıyorlar.

Emperyalist savaşa karşı aktif direnişin gerekliliği ve gelişmesi hakkındaki bilinçlendirici çalışmalar ve bu direnişin örgütlenmsi, uluslararası sosyalist devrimin hazırlanması ve gerçekleştirilmesi yolunda nesnel ve öznel faktörün uyuşmasının önünü açıyor.

Aktif direniş, yeni bir barış hareketinin inşasının bir parçasıdır. Onun çekirdeği sanayi proletaryasının önderliği altında olan emperyalizme, faşizme ve savaşa karşı birleşik cephe olmalı.

Yeni barış hareketi, Almanya'da 8 Mayıs 2022 tarihinde düzenlenen ve Essen'den Gelsenkirchen'e kadar yürüyen 1500 kişinin katıldığı bir gösteri yürüyüşü ve miting ile ilk defa görkemli bir şekilde sahneye çıkmış oldu. Çekirdeği Enternasyonalist İttifak tarafından oluşan 24 örgüt ve birçok birey, gösteri yürüyüşüne ve mitinge çağrıda bulunmuşlardı. Yeni barış hareketinin inşası, eski barış hareketinin tüm dürüst güçleriyle işbirliğinde bulunmayı da kapsar.

Uluslararası sanayi proletaryasının dünya çapındaki mücadele tecrübeleri

Avrupa'da ilk olarak özellikle Yunan ve İtalyan işçiler emperyalist savaşa karşı verilen mücadeleye cesurca önderlik ettiler. Daha 14 Mart 2022'de Pisa'daki Galileo Galilei havalimanının İtalyan işçileri, sendikaları Unione Sindicale di Base (USB) ile Ukrayna'ya gönderilen “insani yardım” olarak kamufle edilen bir askeri hava kargosunu yüklemeyi başarılı bir şekilde reddettiler.

Bunu 6 Nisan 2022'de Yunanistan'ın 70 şehirinde gerici hükümete ve NATO'nun savaşa dahil olmasına karşı yapılan genel grev takip etti. Pire limanındaki tüm faaliyetler durdurulmuştu. Ülkenin önemli büyük fabrikalarında, limanlarında, toplu taşıma araçlarında ve mağazalar zincirlerinde kitlesel gösteri yürüyüşleri ve grevler düzenlendi. Aleksandrupolis'in (Dedeağaç) liman işçileri, Ukrayna savaşı için gönderilen ağır silahları gemilerden tren vagonlarına yüklemeyi reddetti.

20 Mayıs 2022 tarihinde İtalyan taban sendikaları Bologna'da “Savaştan çıkılsın, maaşlar ve sosyal harcamalar yükseltilsin!” sloganı altında bir genel grev örgütledi. Aynı zamanda 20'den fazla şehirde NATO üslerinin önüde eylemler yapıldı.151

Ancak çoğu kez bu mücadeleler birbirlerinden kopuk oluyorlar ve ortak bir mücadele programına sahip değiller. Gerekli olan aktif direniş, ülke sınırlarını aşan anti-emperyalist ve anti-faşist bir iş birliğini ve koordinasyonu gerektiriyor.

Pasifist yanılsamaların aşılmasının gerekliliği

Almanya'daki halk kitleleri arasında genel barış arzusu ve anti-faşist bilinç kök salmış durumdadır. Ukrayna Savaşının başlamasından hemen sonra Almanya'da yaklaşık 835.000 insan barış için gösteri yaptı. Ancak emperyalist savaşa ve tüm savaş kışkırtıcılarına karşı aktif direniş için hazır olmak gerekiyor. Bunun için barışsever insanlar, üçüncü dünya savaşının akut tehlikesinin, yaygın olan hafifsenmesini ve her türlü pasifist yanılsamayı aşmak zorundadır.

Revizyonist güçler, hala 1990/91 öncesindeki bürokratik-kapitalist SSCB'nin yasını tutuyorlar, bu tırmanıştan tek taraflı bir şekilde sadece emperyalist NATO'yu sorumlu tutuyorlar, Putin'in gerekçelerini eleştirisiz bir şekilde benimsiyorlar veya pasifist yanılsamaları yayıyorlar. Revizyonist “Rusya Komünistleri” (KPKR) partisi şu açıklamada bulundu:

Anavatanımızın komünistleri ve yurtseverleri olarak Ukrayna'da özel bir askeri operasyon yürütme kararını destekliyoruz.”152

Rus yeni-emperyalizmi önünde ne acıklı bir diz çöküş! Vladimir Putin, Lenin ve Stalin gibi komünistlerin yüzüne tükürüp onları Ukrayna'nın kendi kaderini tayin etme hakkını tanımalarıyla suçlamamış mıydı?153

SDAJ154 başkanı Andrea Hornung, Rusya'yı - DKP yönetiminin aksine - emperyalist bir ülke olarak görmesine rağmen şu uyarıda bulunuyor:

Rusya'nın ve NATO'nun eşit derecede saldırgan olduklarını iddia eden her türlü 'eşit tutma' pozisyonundan uzak tutmalıyız“155

Tabii ki, somut durumun somut tahlili elbette farklılaştırılmış, ama herşeyden önce net olan bir tutumu gerektirir. İddia edilenbir "eşit tutma"ya karşı uyarı - Andrea Hornung'da olduğu gibi - Rusya'yı daha iyi bir emperyalist olarak satmaya yol açmamalıdır:

Ancak Rusya, NATO'ya karşı savunmadadır ve biz bunu Marksistler olarak göz ardı edemeyiz.“156

Savaşta saldırı ve savunma birbirinden ayrılamaz iki hareket biçimidir. Bir savaş, sadece savunma amaçlı olduğu iddiasıyla mı adil oluyor? Şu anda „savunmada“ olduğu için bir emperyalisti savunan herkes, emperyalizmin ve emperyalist savaşın sınıf karakterini inkar etmektedir. Bu tutum, duruma göre, önce şu sonra bir diğer emperyalistin savunulmasına yol açar ve böylece sosyal-şovenist bir tutuma dönüşür.

Önce SPD'nin, sonra da „Sol“ partinin uzun yıllar boyunca parti başkanlığını yapan Oskar Lafontaine, şüphesiz günümüzdeki emperyalist savaşın gerçekçi bir analiziyle öne çıkıyor ve bu savaşın kararlı karşıtlarından biri olduğu nettir. Fakat o, aynı zamanda emperyalizmin savaşsız bir şekilde var olabileceği yanılsamasını yayıyor. Bu bağlamda 17 Mart 2022'de „Sol“ partiden istifasını „barış politikasının sol ilkelerinin de artık ortadan kaldırıldığı“nı söyleyerek gerekçelendirdi.157

Şüphesiz, bu "barış politikasının ilkeleri", emperyalist güçler arasındaki "çıkarların uzlaştırılması" yoluyla gerçekleşebilecek, emperyalist barışa ilişkin küçük-burjuva pasifist yanılsamalardan başka bir şey değildi. Tek tek ülkelerin eşitsiz gelişmesi emperyalizmin özelliklerinden biri olduğundan dolayı, çokça övülen çıkar dengelemelerinin bir noktadan sonra artık işlememesi yasaldır. Bu durumda emperyalist güçlerin dünya egemenliği için verdikleri mücadele de emperyalist savaş çerçevesinde şiddet yöntemleriyle devam edecektir. Emperyalist savaşları ortadan kaldırmak isteyen herkes, onların yasal nedenlerini ortadan kaldırmaya ve emperyalizmi yıkmaya hazır olmalıdır.

Emperyalist dünya düzenindeki değişikliklerin derin bir anlayışı günümüzde aktif proleter direnişin önemli siyasi ve ideolojik temel bilgilerine sahip olmayı gerektiriyor. Aktivistler, bir dizi yeni-emperyalist ülkelerin ortaya çıktığını ve küçük-burjuva-sosyal-şovenist, küçük-burjuva-antikomünist ve küçük-burjuva-oportünist düşünce tarzına karşı ideolojik bir bağışıklılığın gerekli olduğunu anlamalıdırlar.

Aktif direnişin stratejisi ve taktiği

Dünya savaşı tehlikesine karşı örgütlenen aktif direnişin stratejisi ve taktiği uluslararası işçi sınıfının stratejik savunmadan sosyalist devrime kadar gidecek olan stratejik atılıma geçmesini hedefliyor. Bu ilk defa Rusya'da 1917 yılında gerçekleşen Ekim Devriminde başarıldı. Aktif direniş, marksist-leninistlerin kitleleri doğrudan harekete geçirme ve önderlik etme yeteneğinin daha da geliştirilmesini gerektiriyor.

Aktif direniş, protestolardan niteliksel olarak farklıdır. MLPD'nin programı şöyle diyor:

Aktif halk direnişinin geliştirilmesi … tekellere ve devlete karşı mücadeleci kitle eylemleridir.“158

Aktif direniş sistematik bir şekilde teşvik edilmeli geliştirilmelidir:

Halk kitlelerine aktif direnişe katılmayı kolaylaştırmak için, fabrikalarda ve mahallelerde her bir bilinç düzeyine göre uygun direniş eylemleri örgütlenmeli, eylem birliği güçlendirilmeli ve direniş grupları kurulmalıdır.“159 Aktif direniş sadece bilinçlendirici çalışmalarla birlikte gelişebilir:

  • Savaşın reddedilmesinden, korkudan, yalın hoşnutsuzluktan, ahlaki öfkeden, şoktan ve pasiflikten pratik faaliyete geçiş.

  • Haksız savaşın kendiliğindenci bir şekilde mahkum edilmesinden emperyalist dünya düzenindeki yasal nedenleri hakkında bilgi edinmek.

  • Küçük-burjuva düşünce tarzı sisteminin şaşırtma, örgütlülüğü sarsma ve moral bozma hamlelerinin etkisinden proleter bir sınıf tavrına.

  • Tamamen savunma amaçlı girişimlerden atılımcı mücadele biçimlerine.

  • Psikolojik savaş hazırlığı ve uygulanması yoluyla kamuoyunun manipüle edilmesi ile başa çıkmaktan aktif aydınlatmaya ve savaşın toplumsal nedenleri hakkındaki bilinçlendirici çalışmalara geçmeye.

  • Antikomünizm ile başa çıkmaktan “Antikomünizme Fırsat Verme!” hareketine aktif bir biçimde katılmaya.

  • Savaşa karşı kendiliğindenci faaliyetlerden aktif direniş ve sosyalizm için verilen mücadelede örgütlenmeye.

Bu durumun Marksist-Leninistlerin yardımıyla özümsenmesi, işçi sınıfının ve geniş kitlelerin pratik mücadele tecrübelerine bağlıdır. Halk kitleleri, kriz ve savaş yüklerinin büyük bir ölçüde kitlelerin sırtına yüklenmesi, Bundeswehr birliklerinin savaş operasyonlarına gönderilmesi, yedek askerlerin orduya çağrılması, demokratik hak ve özgürlüklerin askıya alınması vs. gibi tecrübeler yapacaklardır.

Gençler arasında anti-militarist mücadele özel bir önem kazanıyor. Bu mücadele, okullardaki Bundeswehr propagandasına ve bilimsel araştırmaların ve eğitimin militaristleşmesine karşı yapılan pratik aktiviteyi eğitim ve öğretim çalışmalarıyla birleştiriyor. Militarist propagandanın, etnik demagojinin ve faşist ideolojinin etki kazanmasına karşı ise düşünce tarzı için verilen mücadele esastır.

Mücadeleci kadın hareketini, kadınların çoğunluğunu, emperyalist savaşa karşı birleştirme ve işçi hareketi ile aktif halk direnişi arasındaki birliği sağlayacak olan, esas halka olarak çalışma görevi bekliyor.

Aktif direniş, kitlelerin sosyal kazanımlarını koruma ve genişletme mücadelesi, savaş ve kriz yüklerinin halkın sırtına yüklenmesine karşı verilen mücadele ve demokratik hak ve özgürlükler mücadelesi ile yakından bağlantılıdır.

Günümüzde gerekli olan aktif direniş, yalnız Ukrayna'nın işçi sınıfı ve geniş kitleleriyle kopmaz bir dayanışmayı hedeflemekle kalmıyor. Bugün Rusya'nın emperyalist saldırganlığına karşı verdiği mücadelede, aynı zamanda NATO ve AB için kurban olması istenen bir halk olarak büyük bir kanlı bedel ödüyorlar.

Aktif direnişin net talepleri olan bir programa ihtiyacı var:

  • Üçüncü dünya savaşı hazırlıklarına karşı aktif direniş!

  • Rusya saldırısına derhal son versin ve Ukrayna'daki tüm Rus birlikleri geri çekilsin!

  • Rusya tüm savaş hasarları için tazminat ödemeli ve insan hakları ihlalleri acımasızca cezalandırılmalı!

  • Ukrayna, askeri tarafsızlığa geçmeli ve Ukrayna-Rusya sınırında askerden arındırılmış bir bölge yaratılmalı!

  • Tüm NATO birlikleri ve Doğu Avrupa'da yerleştirilmiş olan silahlar geri çekilmeli!

  • NATO'nun ve diğer savaş ittifakları yanı sıra KGAÖ160 gibi karşı devrimci müdahale güçleri dağıtılsın!

  • Haksız savaşlara silah sevkiyatı ve lojistik destek yapılmasın!

  • Anti-Emperyalist kurtuluş hareketlerine karşı uygulanan silah ambargoları kaldırılmalı!

  • Nükleer silahların ilk kullanımından bağlayıcı bir şekilde vazgeçilmeli – tüm nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlar yasaklanmalı ve imha edilmeli!

  • Bundeswehr'in silahlanma planları geri çekilsin – „100 milyar Euroluk özel fon“ dondurulmalı!

  • Tüm Alman askeri birlikleri yurt dışından geri çekilsin!

  • Kriz ve savaşın yükleri kitlelerin sırtına yüklenmesin! Maaşlara ek zam için mücadele verilmeli!

  • Çevrenin korunması için acil olarak etkili tedbirler alınmalı! Çevreyi emperyalist kâr ekonomisinden ve savaşından kurtarın!

  • Aktif direniş için geniş demokrasi, partilerüstü olmak, anti-faşist ve enternasyonalist temelde ideolojik açıklık, demokratik bir tartışma kültürü ve mali bağımsızlık gibi eşit haklarda iş birliği prensipleri vazgeçilmezdir.



Emperyalist güçlere ve bloklara karşı aktif direniş, emperyalizmden daha üstün bir gücün perspektifiyle geliştirilmeli ve örgütlenmelidir. ICOR161 ve ILPS'nin162 ortak çağrısında öngörüldüğü gibi, dünya çapında anti-faşist ve anti-emperyalist bir birleşik cephenin daha da geliştirilmesi ve güçlendirilmesi belirleyicidir.163

Devrimci dünya örgütü ICOR savaş başlamadan önce ve savaş başladıktan sonra verdiği kararlarla ve yaptığı açıklamlarla net bir tavır aldı.164 Aralarında Ukrayna ve Rusya'nın da olduğu birçok ülkedeki üye örgütleri savaş karşıtı eylemleri destekliyor, emperyalizm hakkında aktif aydınlatma çalışmaları yapıyor ve sosyalizm güçlerini kuvvetlendiriyorlar. Bu bağlamda Enternasyonal Koordinasyon Komtesi'nin (ICC) Mayıs 2022'deki olağanüstü toplantısında yapılan açıklamanın başlığı şöyledir:

Üçüncü bir Dünya Savaşını sosyalizm güçlerini kuvvetlendirerek önleyelim.“

Ancak ICOR'un ve birleşik cephe güçlerinin birliği için de mücadele edilmelidir. Bu birlik, küçük-burjuva-sosyal-şovenist düşünce tarzının etkisiyle veya üçüncü bir dünya savaşı tehlikesinin sadece Avrupa'ya sınırlı olan bir mesele olarak hafifsenmesiyle başa çıkmalı.

ICOR'un bu girişimindeki belirleyici olan, dünya çapındaki işbirliğinde, gerçekten, proleter enternasyonalizmin yeni bir niteliği olacaktır. Bu, ICOR örgütünün güçlendirilmesinin yanı sıra, giderek daha fazla ülkede devrimci partilerin inşası ve kayda değer ölçüde güçlendirilmesi ile bağlantılı olarak pratik işbirliği ve koordinasyonun daha da geliştirilmesini de içermektedir.

Bu durumda tüm devrimci Marksist-Leninistler için Lenin'in de dediği gibi sadece ileriye giden yol vardır:

Proleteryanın devrimci sınıf mücadelesiyle bir bağlantı kurmadan barış için verilen mücadele halkı yanıltan veya duygusal olan burjuvaların pasifist boş laflarından başka birşey değildir. … Dolayısıyla biz kitlelere emperyalizmi yıkmakta yardımcı olmalıyız. Emperyalizm yıkılmadan ilhaksız bir barış imkansızdır. Elbette emperyalizmin yıkılması için verilen mücadele zorludur ama kitleler bu zorlu ama gerekli mücadele hakkındaki gerçekleri tanımalı. Kitleler, emperyalizmi kaldırmadan barışın sağlanacağına dair umutlarla uyuşturulmamalı.“165

1 »Baerbock, Putin'i insanlık dışı hezeyancı sanrılar ve buz gibi yalanlarla suçluyor «, rnd.de 24.2.2022

2»Federal Şansölye Olaf Scholz'un 27 Şubat 2022 tarihinde yaptığı hükümet açıklaması«, bundesregierung.de

3 »Wiladimir Putin’in konuşmasının tam metni«, zeit.de 24.2.2022

4 Willi Dickhut, »Krieg und Frieden und die sozialistische Revolution« [„Savaş ve barış ve sosyalist devrim“], Stuttgart, 1983, S. 8 – Vurgular yazarlar tarafından yapılmıştır

5 Carl von Clausewitz, „Savaş Üzerine“, Sayfa 30, Eriş Yayınları

6Lenin, „Emperyalizm – Kapitalizmin En Yüksek Aşaması“, Sayfa 10, Eriş Yayınları

7 Stefan Engel tarafından 2003 yılında yazılan „»Küreselleşme« Tanrıların Günbatımı“ isimli kitap uluslararası üretimin yeniden örgütlenmesinin kapsamlı bir analizini içeriyor.

8 Bunların arasında BRICS ülkeleri Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika, MIST ülkeleri Mexika, Endonezya, Güney Kore ve Türkiye bulunuyor. Ayrıca Arjantin, Suudi-Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve İran da kastedilen devletlerin arasında.

9 „Gesellschaft zur Förderung wissenschaftlicher Studien zur Arbeiterbewegung/ İşçi Hareketi Üzerine Bilimsel Çalışmaları Geliştirme Derneği (GSA) e.V.“, Dünya bankasının ve ILO'nun verilerine göre 2019 yılında yapılan hesaplama.

10 Yani çeşitli güç dengeleri açısından birbiriyle ilişkili olan emperyalistler arasında

11Bu alıntı Malte Lehming'in, »Ohne die Ukraine ist Russland keine Großmacht« yazısına göre yapılmıştır, tagesspiegel.de 22.2.2022

12trade.ec.europa.eu

13Maria Illner, » Afrika'da Rusya: Kremlin, Batı karşıtı duyguları nasıl körüklüyor «, web.de 16.4.2022

14foreign.policy.com

15Joe Biden'ın 26.3.2022 tarihinde Varşova'da yaptığı konuşma, usembassy.com 28.3.2022

16 »Vice Foreign Minister Le Yucheng Attends and Addresses the Fourth International Forum on Security and Strategy«, fmprc.gov 19.3.2022

17 Video: Jens Stoltenberg'in Davos'taki konuşması, dakika 4:02-6:55, Phoenix vor Ort, ardmediathek.de, download 9.6.2022

18 Yozlaşmış, büroktatik-kapitalist eski Sovyetler Birliği'nde parti, devlet ve ekonomik idare aygıtının mensubları. SSCB dağıldıktan sonra piyasaya hakim olan devlet şirketlerine el koyarak onları özelleştirdiler.

19 Frankfurter Rundschau, 25.4.2022

20 »Wolodymyr Selenskyj fordert Rückgabe der Krim« Kırım'ın geri iadesini talep ediyor, zeit.de 23.8.2021

21 »Ukraine gehört zur europäischen Familie/ Ukrayna, Avrupa ailesine aittir«, tagesschau.de 8.4.2022

22 demokratiematrix.de 20.5.2022

23 Thomas Gerlach, » Ukrayna'nın En Zengin Oligark'ı: İpleri elinde tutan «, taz.de 23.3.2022

24 Andreas Ernst, »Ukraynalı oligarklar Rusya'ya karşı savunma mücadelesinde nasıl bir rol oynuyor?«, nzz.ch 2.5.2022

25 Aynı yerde.

26 Kosova eskiden Yugoslavya'nın özerk bölgelerinden biriydi. Parlamentosu 2008 yılında bağımsızlığını ilan etti.

27 »Barış içinde ortaklık: çerçeve belgesi«, 10.1.1994, Nato, »Ortaklık yoluyla güvenlik«, 2005, Sayfa 5

28 Martin A. Smith, „Ortaklık, Soğuk Savaş mı Soğuk Barış mı?“, siyaset ve çağdaş tarih sayfasından, bpb.de 1.4.2009

29Stefan Engel, »“Küreselleşme“ Tanrıların Günbatımı«, Essen, 2003, Syf. 503.

30Lenin, „Avrupa Birleşik Devletleri Sloganı Üzerine“, „Marks-Engels-Marksizm“, Sol yayınları, 1990, Syf. 236-240.

31ifw-kiel.de 10.5.2022

32 NATO'ya üye olan 30 ülkenin dışında toplantıya katılan devletler şunlardır: İsveç, Finlandiya, Avusturya, İrlanda, Kıbrıs, Malta, İsrail, Katar, Kenya, Tunus, Avustralya, Japonya, Güney Kore ve Ukrayna.

33 »Mehr Fortschritt wagen. Bündnis für Freiheit, Gerechtigkeit und Nachhaltigkeit«, Koalitionsvertrag 2021-2025 zwischen SPD, Bündnis90/Die Grünen und FDP, Sayfa 145/146

34 »Blinken ve Austin Kiev'de«, tagesschau.de 25.4.2022

35 Alman Federal Meclisi, resmi belge 20/1550

36 rnd.de 26.4.2022

37 Internationale Politik 5/2000, S. 82, Bu alıntı Stefan Engel'in, »»Küreselleşme« Tanrıların Günbatımı« kitabından alınmıştır, Essen, 2003, Syf. 523.

38»Tarafsızlık ve savaşa katılma arasında NATO devletlerinin Ukrayna'ya sağladığı askeri desteğe dair hukuki sorular«, Bilimsel Hizmetler, Almanya Federal Parlamentosu, 16.03.2022.

39swr.de 11.5.2022

40Willi Dickhut, »Sınıf mücadelesinde strateji ve taktik« [Almanca], REVOLUTIONÄRER WEG 20, I. Bölüm, Stuttgart, 1981, S. 52.

41Devrimci Parti ve Örgütlerin Enternasyonal Koordinasyonu

42MLP'li bir yoldaşın MLPD'ye 12.03.2022 tarihinde yazdığı bir mektup – kendi çevirimizdir

43Rus parlamentosu

44RKİP tarafından 24.02.2022 tarihinde yayınlanan açıklama, rkrp-rpk.ru – kendi çevirimizdir

45»Wer beherrscht die EU/ AB'ye kim hükmediyor«, unsere-zeit.de 14.4.2017

46 Patrick Köbele, »Frieden geht nur mit Russland und China/ Barış ancak Rusya ve Çin ile mümkündür«, unsere-zeit.de 13.4.2022

47Vladimir İlyiç Lenin (1870-1924), dahi bir marksist teorisyen olmakla birlikte 1917 proleter Ekim Devrimi'nin ve Sovyetler Birliğindeki sosyalist inşanın önderiydi.

48Josef Stalin Lenin'in yakın mücadele arkadaşlarından biriydi ve 1922'den 05.03.1953 tarihindeki ölümüne kadar SBKP'nin (Bolşevik) Genel Sekreteri olarak uluslararası marksist-leninist, devrimci ve işçi hareketinin tanınmış önderiydi.

49Vladimir Putin, „Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, halka hitap etti“, aa.com.tr, 21.07.2022.

50Mathias Brüggmann, »Ist Putin der zweite Stalin?/ Putin ikinci bir Stalin mi?«, handelsblatt.com 23.3.2022

51 »Ukrayna'nın kurtuluşu«, Burt Lancaster'in çektiği ABD yapımı „The Unknown War“ belgeselinin 13. bölümü.

52Grzegorz Rossolinski-Liebe, »Als Volksheld verehrt, als Schurke geschmäht/ Bir halk kahramanı olarak saygı duyuldu, bir kötü adam olarak aşağılandı«, spiegel.de 26.4.2022

53deutschlandfunkultur.de 13.4.2022

54»Krieg gegen alles, was Demokratie ausmacht/ Demokrasiyi oluşturan her şeye karşı savaş«, tagesschau.de 29.4.2022

55Florian Schillat, »Warum die Ukraine der EU nicht rasch beitreten wird/ Ukrayna neden AB'ye hızlı bir şekilde katılmayacak? «, stern.de 1.3.2022

56Aynı yerde

57»Ein Leben unterhalb der Armutsgrenze/ Yoksulluk sınırının altında bir yaşam«, humedica.org 27.4.2021

58de.statista.com 24.5.2022

59»Russische Gräueltaten und Streikverbot durch die ukrainische Regierung/ Rus vahşeti ve Ukrayna hükümetinin grev yasağı «, rf-news.de 13.4.2022

60Daha önce mülteci krizi ve Korona pandemisi nedeniyle

61»Orban regiert in Ungarn weiter per Notstand/ Orban, Macaristan'ı OHAL ile yönetmeye devam ediyor «, tagesschau.de 25.5.2022

62proasyl.de 1.4.2020

63tagesschau.de 25.5.2022

64deutschlandfunk.de 27.3.2020

65NATO'nun 5'inci maddesine göre bir NATO üyesi ülkeye yapılan silahlı bir saldırı durumunda diğer NATO devletleri saldırıya uğrayan ülkeye silahlı kuvvetlerini devreye sokarak destek sağlamakla yükümlü.

66„Olağanüstü hal kanunu hükmünde gerçekleştirilecek olan güvenlik önlemleri“, Alıntı şu eserden yapılmıştır: Willi Dickhut, »Der staatsmonopolistische Kapitalismus in der BRD«, Teil II, Stuttgart 1979, Syf. 253, [Almanca].

67»CDU-Chef Merz bei ›Maybritt Illner‹: Harsche Kritik von der Oppositionsbank/ CDU başkanı Merz ›Maybritt Illner'in TV yayınında: Muhalefet sıralarından sert eleştiri «, web.de 8.4.2022

68Arne Perras, »Wie Indien eine Isolation Putins erschwert/ Hindistan, Putin'in izole edilmesini nasıl zorlaştırıyor«, sueddeutsche.de 17.3.2022

69Frank-Thomas Wenzel, »Verhandlungen für Alternativ-Gas stocken/ Alternatif gaz müzakereleri tıkanmakta«, Frankfurter Rundschau 11.5.2022

70rnd.de 25.4.2022

71handelsblatt.com 12.3.2022

72 Maja Brankovic, Marcus Theurer, »BASF-Chef im Interview: ›Wollen wir sehenden Auges unsere gesamte Volkswirtschaft zerstören?/ BASF CEO'su ile röportaj: "Tüm ekonomimizi göz göre göre yok etmek mi istiyoruz?‹«, faz.net 4.4.2022

73Jan Dams, Philipp Vetter, »Es gibt wenig Sinn, sich selbst schärfer zu bestrafen als den Aggressor / Kendini saldırgandan daha sert bir şekilde cezalandırmanın hiç bir anlamı yoktur.«, welt.de 7.3.2022

74Almanya Federal Hükümetinin 23 Mart 2022 tarihli 37-1 numaralı Bülteni

75Yeşiller Partisi, Hür Demokrat Partisi (FDP) ve Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) tarafından oluşan üçlü koalisyon.

76»Habeck: Haben hart für Ölembargo gearbeitet/ Petrol ambargosu için çok çalıştık«, zdf.de 2.5.22

77Suitberg Cechura, »Inflation, Krieg, Spekulation/ Enflasyon, Savaş, Spekulasyon«, heise.de 8.4.2022

78Anton Riedl, »Diese Ölspekulationen bieten bis zu 50 Prozent Gewinnchance/ Bu petrol spekülasyonları yüzde 50'ye varan kâr şansı sunuyor «, wiwo.de 18.5.2022

79n-tv.de 28.5.2022

80Almanya'nın önemli uluslararası tekellerinin 2018 yılındaki yurt dışı kârının / yurt dışı üretiminin yüzde nispetindeki oranı: BASF 88,9/71,6 – Siemens 86,4/79,2 – VW 88,7 (yurt dışı satışları) / 79,1 – ThyssenKrupp 70,8 (karı)

81Nicole Bastian, »Nato-Generalsekretär für Entkopplung von autokratischen Staaten/ NATO'nun Otokratik Devletleri Ayrıştırmasından Sorumlu Genel Sekreteri «, handelsblatt.com 24.5.2022

82»Baerbock ruft zum Kampf gegen Hunger auf/ Baerbock, açlıkla savaşa çağırıyor«, n-tv.de 14.4.2022

83 Koralle Davenport, »Während die Gaspreise in die Höhe schnellen, geraten Bidens Klimaambitionen ins Stocken/ Gaz fiyatları yükselirken, Biden'ın iklim tutkusu tıkanıyor. «, nytimes.com 1.4.2022

84 Dr. Hans Christoph Atzpodien, »Tüm sürdürülebilirliğin ›anası‹ olarak güvenlik – İç ve dış güvenliğin mevcut " sistem ilişkisi" üzerine, Savunma Dairesi Bülteni. Silahlı kuvvetler. Savunma teknolojisi 1.10.2020

85Yeşiller Partisi'nin gençlik kolları

86»Habeck präsentiert sein ›Osterpaket/ Habeck ‚paskalya paketini‘ sunuyor‹«, tagesschau.de 6.4.2022

87Şovenizm aşırı milliyetçilik anlamına gelirken sosyal-şovenizm ise bunu görünüşte sosyal veya görünüşte ekolojik olan bir demagojiyle güzelleştirmeye ve meşrulaştırmaya çalışıyor.

88manager-magazin.de 8.3.2022

89Michael Barbaro, »Biden’s Climate Shift«, nytimes.com 12.4.2022

90U.S. Energy Information Administration, Februar 2021

91Statista 2022

92unfccc.int 29.4.2022

93epa.gov April 2021

94»Scholz, Habeck und Lindner sprechen nach Klausurtagung/ Scholz, Habeck ve Lindner kapalı toplantıdan sonra konuşuyorlar «, focus.de 4.5.2022

95sueddeutsche.de 4.3.2022

96Julian Olk, Klaus Stratmann, »Bundesregierung akzeptiert Erdgas für den Übergang/ Alman hükümeti geçiş enerjisi olarak doğal gazı kabul etti «, handelsblatt.com 21.1.2022

97tagesspiegel.de 2.2.2022

98 BDI, »Zeitenwende – Ausstieg aus russischer Energie/ Dönüm noktası – Rus enerjisinden çıkış«, 6.4.2022

99 spektrum.de 4.3.2022

100 »Discours du President de la Republique au Creusot sur l`Avenir du Nucleaire«, 8.12.20 – Kendi çevirimizdir.

101 the.bulletin.org 27.4.2022

102 armscontrol.org April 2022

103 asiatimes.com 14.11.2021

104 army.mil 14.3.2022

105 Hannah Lüdert, Christoph von Lieven, »Was bewirkt eine Atombombe?/ Nükleer bombanın ne etkisi olur?« greenpeace.de 31.3.2022

106Aynı yerde

107Nina Tannenwald, »›Limited‹ Tactical Nuclear Weapons Would Be Catastrophic«, Scientific American, 10.3.2022

108futurezone.at 11.2.2022

109handelsblatt.com 29.7.2020

110»Global top 15 wind turbine OEMs: market share 2020«, Wood Mackenzie, download 29.4.2022

111theguardian.com 18.5.2019

112P. Griffin, »The Carbon Majors Database«, CDP Carbon Majors Reports 2017

113IAE, Coal, Analysis and forecast to 2024, S. 12 und 35

114ourworldindata.org 10.6.2022

115Aynı yerde

116ourworldindata.org 24.3.2022

117tagesschau.de 6.5.2022

118welthungerhilfe.de 17.5.2022

119tagesschau.de 8.4.2022

120Biyolojik çeşitlilik

121freitag.de 1.4.2022

122sipri.org 25.4.2022

123earth.org 12.11.2021

124businessinsider.de 25.2.2022

125vice.com 24.2.2022

126Stefan Engel, »Die Krise der bürgerlichen Ideologie und des Opportunismus/ Burjuva İdeolojisinin ve Oportünizminin Krizi«, Essen, 2022, S. 242, Almanca‘dan

127Biden'den Avrupa'ya Ukrayna'nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne sahip çıkma çağrısı, Kırım Haber Ajansı, qha.com.tr, 08.08.2022.

128Wladimir Putin, »Über die historische Einheit von Russen und Ukrainern/ Rusların ve Ukraynalıların tarihsel birliği üzerine «, kremlin.ru 12.7.2021 – Kendi çevirimizdir

129V. İ. Lenin, „RSDİP Yurtdışı Seksiyonları Konferansı“, Seçme Eserler, Cilt 5, syf. 142.

130de-academic.com

131derstandard.de 3.3.2022

132»Freie Information für freie Entscheidungen/ Hür kararlar için hür bilgi«, dw.com 12.5.2022

133Federal Meclis Seçim Programı 2021, BÜNDNIS 90/DIE GRÜNEN, Sayfa 244

134 »Grünen-Mann Hofreiter fordert neue Ukraine-Politik/ Yeşiller‘in adamı Hofreiter, yeni Ukrayna politikası çağrısında bulundu «, 6.4.2022, focus.de

135Biografie Anton Hofreiter (Anton Hofreiter biyografisi), was-war-wann.de 28.4.2022

136»Yeşiller‘e açık mektup«, gruene-linke.de 4.3.2022

137»Wir sind im Krieg … Jetzt heißt es, militärisch zu handeln/ Savaştayız... Şimdi askeri olarak harekete geçme zamanı « adlı makaleden, Dieter Ilius'un, yaptığı alıntıdır, rf-news.de 5.3.22.

138»Thüringens Ministerpräsident Ramelow übt vehemente Kritik an der eigenen Partei/ Thüringen Eyalet Başbakanı Ramelow kendi partisini şiddetle eleştiriyor«, rnd.de 18.5.2022

139Kommunistische Partei Deutschlands, Almanya Komünist Partisi. 1918-1956 yılları arasında Almanya işçi sınıfının devrimci partisi.

140Markus Decker, »Melnyk kritisiert Scholz/ Melnyk, Scholz’u eleştiriyor«, rnd.de 20.5.2022

141Florian Hassel'in »Ultrarechte Verteidiger von Mariupol/ Mariupol'un aşırı sağcı savunucuları « makalesinde alıntılanmıştır, sueddeutsche.de 1.4.2022.

142Aynı yerde ve mdr.de 19.11.2019

143 ZDF Politbarometer, presseportal.zdf.de 11.3.2022

144 rnd.de 3.5.2022

145Lenin, Eserler, »Ulusal savunma sorununun konumu «, Cilt 23, Sayfa 161, Almanca‘dan

146 Uzlaşmaz bir çelişki

147 rnd.de 24.3.2022

148 »Ukraine-Krieg: Zahnloser UN-Sicherheitsrat/ Ukrayna Savaşı: İşlemeyen BM Güvenlik Konseyi «, dw.com 2.5.2022

149V. İ. Lenin, „II. Enternasyonal'in Çöküşü“, Seçme Eserler, Cilt 5, Sayfa 186-187, İnter Yayınları

150Carl von Clausewitz, „Savaş Üzerine“, Eriş Yayınları 2003, syf. 16.

151 »Bologna: Tausende im Streik gegen den Krieg!/ Bolonya: Binlerce kişi savaşa karşı grevde!«, rf-news.de 23.5.22

152„Başkan Chugaev uluslararası durumun detaylı bir analizini yaptı“, komros.info 30.3.2022 – kendi çevirimizdir.

153Wladimir Putin, »Rede an die Nation vom 21.2.2022/ 21.2.2022 tarihindeki Ulusa Sesleniş«, zeitschrift-osteuropa.de

154Alman Sosyalist İşçi Gençliği, Alman Komünist Partisine (DKP) bağlı olan gençlik örgütlenmesi.

155Andrea Hornung, »Wir wollen Frieden! Nein zur Aufrüstung!/ Barış istiyoruz! Silahlanmaya hayır!«, unsere-zeit.de 23.3.2022

156Aynı yerde

157Oskar Lafontaine, »Warum ich aus der Partei Die Linke ausgetreten bin/ Sol Parti'den neden ayrıldım«, oskar-lafontaine.de 17.3.2022

158 „Marksist-Leninist Partinin Programı“, Essen, Ekim 2017, syf. 146.

159 »MLPD Merkez Komitesinin siyasi raporu«, 1984, syf. 34

160Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü. Üye ülkeleri Rusya, Beyaz Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Ermenistan ve Tacikistandır. 2022 yılının başında Kazakistan'da yüzlerce ölüye sebep olarak bir işçi ayaklanmasını karşı devrimci bir şekilde bastırdı.

161Devrimci Parti ve Örgütlerin Enternasyonal Koordinasyonu

162Halkların Uluslararası Mücadele Birliği

16330.12.2019 tarihli çağrı, www.icor.info

164 »ICOR Kararı: Ukrayna-Rusya çatışmasında psikolojik savaşa, emperyalist savaş hazırlığına ve tehditlere karşı aktif direniş!« ve »ICOR, ulusların kendi kaderini tayin hakkı için Lenin'in bayrağını dalgalandırıyor«, www.icor.info

165V. İ. Lenin, „Uluslararası Sosyalist Komisyon'a (USK)“, 1915, Tüm Eserler [Almanca], Cilt 21, syf. 379/380 – Almanca eserlerden kendi çevirimizdir.